Cuma, August 29, 2008

Unutma

Giderken arkana bakmayı sakın unutma,
Ben olduğum için değil,olmasam bile
Ve sakın önüne bakma,
Arkanda ben olduğum için değil..
Adımlarını sayma sakın giderken,
Etrafına bak ve gülümsemeyi bil
Ve gözünü kapat muhakkak gülerken
Sen sadece hep hatırlandığını bil
Gülme haline bunları yaparken
Sen yeterki güldüreni bil
Ve unutma birgün güldürdüğünü
Sadece bunları hatırlamayı bil..
Birşeyi daha bil,unutmamayı
Ve her akşam gökyüzüne bakmayı
Hani çok parlak bir yıldız vardır orda
Herkesten önce çıkıverir meydana
Ama herkes anlayamaz varlığını
Çünkü ancak bakılınca anlaşılır parlaklığı,
Aslında o yıldızdır hep seni hatırlayan,
Ve sana hep yanında olduğunu hatırlatan,
İşte o yıldız benim
Ve sakın sen o yıldıza bakmayı unutma...

Cuma, August 29, 2008

Uzaklık, Yakınlık

İncitmeyecek kadar uzak,üşümeyecek kadar da yakın olabilmek...

Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş,büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. 

Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.

Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış, çözüm aramaya başlamış.

Tartışa tartışa, nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına,  birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.

Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak, aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış.


İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler. Ama başka bir problem çıkmış ortaya.

Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.

Daha sonraki gece, yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu sefer de  donmalar meydana gelmiş. 

Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın,

ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler.



KISACA ; Bizim de uzun dikenlerimiz var. Bunlar hayata karşı filtrelerimiz. 

Bazen faydalı, bazen de  zararlı. Çoğu zaman kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza. 

Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza. 

Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün. 

Birbirini incitmeyecek kadar uzak, hayatın soğuk zamanlarında  üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz.
Aynen kirpiler gibi..

***************************
Caelo der ki, aman bana yaklaşmayın daUykugerisine karışmam

Cuma, August 29, 2008

Aynaları Kırmak

Siz küçük bir çocukken, ''çok büyük''tür büyükleriniz.
Her şeyi bilirler,
Her şeyin üstesinden gelirler,
En güçlü,
En kuvvetli,
En akıllı,

En becerikli,
En başarılı,
En yenilmezdirler.

Yıllar önce, küçük bir çocuğun limanda gördüğü transatlantik karşısında ''Babamdan bile büyük'' diye dehşete düştüğüne tanık olmuştum. Bütün çocuklar yaşarlar benzer duyguları.
Hayran olurlar,
Gurur duyarlar,
Övünürler,
Özenirler,

Taklit ederler.

Zaman geçer, çocukluktan çıkılır. Büyüklerin aslında ''en büyük'' olmadığı fark edilir. Onların da:
Zaaflari,
Zayifliklari,
Bilmedikleri,
Beceremedikleri,
Eksik Yanlari,
Anlamadiklari,
Korkulari,
Yenilgileri Vardir.
Yani Kisaca ''İnsan''dirlar.

Bunları fark etmek, biraz içini acıtır büyümüş çocukların;
Hayal kırıklığına uğratır,
Biraz öfkelendirir,
Biraz üzer,
Isyan ettirir,
Kabul etmekte zorlanılır.

Oysa onlar hep aynıdirlar. Hiç değişmemişlerdir. Değişen sizdeki ''ayna''dir. ''Dev aynasi'' yerini, herkesi olduğu gibi gösteren ''normal ayna''ya birakmiştir.

Aşık olursunuz. O mükemmel biridir.
Çok başarılı,
Çok yakışıklı,
Çok yetenekli,
Çok enteresan,

Çok güçlü,
Çok akıllı,
Çok dürüst,
Çok merttir,
İyi giyinir, güzel konuşur,
Sizi en iyi o anlar,
Sizi en çok o sever,
Size en uygun odur.
Dünyada böyle birinin var olduğuna inanamazsınız;
Daha önce tanımadığınıza yanarsınız,
Kimseyi yerine koyamazsınız.
Zaman geçer, ''aşk'' biter.

 

Bir bakarsınız onun da;

ZAAFLARI,
ZAYIFLIKLARI,

BILMEDIKLERI,
BECEREMEDIKLERI,

EKSIK YANLARI,
ANLAMADIKLARI,
KORKULARI,
YENILGILERI VARDIR.
YANI KISACA ''INSAN''DIR.

Yıkılırsınız,
Nefret edersiniz,
Pişmanlık duyarsınız,
Hem kendinize, hem ona kızarsınız,
Geçip giden yıllarınıza yanarsınız.

Oysa o hep aynıdır. Hıç değışmemıştır. Değışen sızdekı''ayna''dır. 'Dev aynası'' yerını, herkesı olduğu gıbı gösteren ''normal ayna''ya bırakmıştır.

Bir ''kahraman''a ihtiyacınız vardır. O kahraman sizin:

''Kurtuluş''unuz olabilir,
''Model''iniz olabilir.
Sizin için ''umut'' olabilir.
O, partinizin genel başkanı olabilir,
O, işyerinizdeki müdürünüz olabilir.
O, inandığınız bir davanın önderi olabilir.
O, herhangi biri olabilir.
Peşine takılırsınız.
O karızmatiktir,
O vizyon sahibidir,
O misyon sahibidir,
O marjinaldir,
O liderdir,
O korkmaz,
O yılmaz,

O kaçmaz,
O başarır,
O becerir,
O yücedir.

Gün olur devran döner. Bir bakarsınız onun da
zaafları,
zayıflıkları
bılmedıklerı,
beceremedıklerı,
eksık yanları,
anlamadıkları,
korkuları,
yenılgılerı vardır.

Yanı kısaca ''ınsan''dır.

Şaşırırsınız,
İnanamazsınız,
Anlayamazsınız,
Hoş karşılayamazsınız,
Kızarsınız,
Boşlukta kalırsınız.

Oysa o hep aynıdır, hıç değışmemıştır. Değışen sızdekı''ayna''dır. 'Dev aynası'' yerını, herkesı olduğu gıbı gösteren ''normal ayna''ya bırakmıştır.

Bu hayal kırıklıkları yorar insanı, bu ''gel-git''ler yıpratır.

En iyisi, hiç kimsenin ''masal kahramanı'' olmadığını peşinen kabul etmektir.

En iyisi, ''dev aynaları''nı kırmaktır.

Cuma, August 29, 2008

Sevgili Günlük.....

Eh ünlülerin günlükleri bizimkisinden farklı oluyor.Bir bakalım neler yazmışlar>>



Sevgili günlük,

Herkes, herşey altüst oldu, güvenebileceğim dostlarımdan  sadece Brütüs
kaldı.

Julius Sezar, IO 40


---------------------------------
Sevgili günlük,

Bizim imparator iyice sapıttı, "Ülkenin etrafına duvar örün!" diye
tutturdu. Yok artık ebenin...
Bu adam ya ülke sınırlarını bilmiyor ya da bizimle kafa buluyor.

Mimar Wung-zu, IO 200

-------------------------------------

Sevgili günlük,

İçimden bir ses Ay'a gidilecek, Roma bölünecek falan diyor. Hatta İkiz
Kuleler yıkılacak da diyor da, ben bu "İkiz Kuleler" nedir onu çıkaramadım,
haydi hayırlısı...

Nostradamus, 1550

-------------------------------------

Sevgili günlük,

Senden başka derdimi anlatabileceğim kimse yok! Alt tarafı bir elma ya ! Bir elma kadar değerim yokmuş iyi mi...

Adem

-------------------------------------

Sevgili günlük,
Kraliçe'nin sponsorluğunda aylarca okyanuslarda dolandım, bula bula
Hindistan'ı buldum.Şansımı...
Ben şimdi Kraliçe'ye ne dicem ya?
Dalga geçmez mi benimle, "Kristof Efendi Hindistan'ı mı buldun, tebrik
ederim!" diye?

Kristof Kolomb, 1492

-------------------------------------
Sevgili günlük,

Bir yemin ettim ki dönemem.

Hippokrat IO 400

-------------------------------------
Sevgili günlük,

Aramızda kalsın ama, bizim stajer Monica var ya, !

Şeytan diyor ki, at sunu Oval Ofis'e,  kim nereden duyacak ki!

Bill, 2000

Cuma, August 29, 2008

Rakı Nasıl İçilir ya da Nasıl İçilmez?



Uzaktan
bir göz aşinalığımız vardır, aynı mekânlarda, derin sohbetimiz olmasa bile, selam sabahı ihmal etmeyiz.Geçen gün

Beyoğlu'nda rastladık, karşı kaldırımda, "Ne var, ne yok?" dercesine selam verdik, "Ne olsun?" der gibi elini salladı: 
 
"Bir muhabbetimiz vardı, onun da içine ettiler!"Sahte rakı yüzünden, rakı muhabbetlerine ara vermişlerdi, derdi   buydu...

"RAKININ da muhabbeti olur mu?" diyenler çıkabilir.O meyhanelerde gördüğünüz rakı masaları aslında muhabbet, sohbet    masasıdır, Bektaşi "Rakı ağızdan değil, kulaktan içilir" dermiş: 

"Biz ona içki değil, dem deriz!" 

 
RAKININ kitabını yazan Deniz Gürsoy, rakının nasıl içileceğini 
değil "Rakının nasıl içilmeyeceğini" yazmıştır.
  (Oğlak Yayıncılık) 

Oturursun masaya, garson bir şişe rakı getirir, mezeleri sıralar, HAYIR, rakı öyle içilmez... Rakının nasıl içileceğini, ya da nasıl içilmeyeceğini bilin.


Rakı güneş batmadan içilmez.
Rakı yalnız başına içilmez, duvara bakılarak içilmez, rakı keyif   için içilir, dertlenmek için içilmez, rakı sohbet için içilir.
RAKI sofrasında planlı, programlı ciddi işler konuşulmaz.
Ya ne konuşulur? Geyik muhabbeti yapılır, memleket kurtarılır, futbol konuşulur,    anılar tazelenir, dedikodu yapılır. 
Rakı, şakadan, nükteden, işletmeden anlamayan bayırturplarıyla 
  içilmez.
Rakı gürültüyle içilmez.
Rakı çabuk içilmez, içip masadan kalkılmaz.
Rakı sofrasında fazla yemek yenmez, mezelerle yetinilir.
Rakı sofrasında sigara küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğu konmaz, içilen kahve fincanında, tabağında sigara söndürülmez.
ŞARKILI, çalgılı yerlerde rakı içilmez, rakı ancak güzel bir
  alaturka fasılla gider....alaturka   Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da buz konur; bu  sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı   hem keyfi kaçar.
Rakıdan anlayanların, Anadolu bozkırından kopup  İstanbul meyhanelerinde garsonluğa soyunanlara bunu anlatması  gerekir
RAKININ ana mezeleri dışında, ekstra mezeleri de vardır, bir de "göz 
  mezesi" vardır ki... Yahya Kemal, her akşam sofrasını "kuş sütü eksik kurdurur, ama    çoğuna el bile sürmezmiş... Lakin sürsün, sürmesin hepsi hesaba    yazıldığı için şef garson, şaire, şimdiki deyimle "kıyak yapmış",    sofraya kırmızı turp koymamış... Yahya Kemal gelmiş, oturmuş masaya şöyle bakmış garsonu çağırmış:
 
"Nerede kırmızı turp?"

 "Efendim dikkat ettim yemiyorsunuz da..."
"Ben sofraya konan her şeyi yemek zorunda değilim, onların bazıları     benim göz mezemdir!"

RAKI için çok şey söylenir, yazılır, ama  Necip 
  Mirkelamoğlu'nun "Rakınamesi" de unutulur gibi değildir.
  
"Nükte, cinas anlayan 
  Ahengi bezme uyan
   İçip zırvalamayan 
  İşte onadır rakı."
 
  Hasan PULUR

Cumartesi, August 23, 2008

Sevdiğin Çikolatayı Söyle Sana Kim Olduğunu...

Ahh ben inanmam böyle şeylere yani yediğimiz şeylerden karakterimizi çıkarma işlerine..Çünkü vücut bu bir gün onu çeker canı başka zaman başka bir haltı! Belki karakterimiz bu yüzden değişkendir ha, peh...Yine de merak edenlere söyleyeyim bu şeylerin arasında en sevdiğim hindistancevizli-_-  Belki de karamelli...Görüyorsunuz anında fikrim değişiyor nasıl inanılır kı bu şeye.O yüzden her tür çikolatanın ardından benim yorumlarımı ekledim, bakın bakalım hangisi daha gerçekçi olmuşGöz Kirpiyor

**************************



Fındıklı

Dışardan hep mutlu ve sosyal görünüyor olabilirsiniz.Aslında medeni cesaretinizin fazla olduğu söylenemez.İçten içe utangaç ve sosyalleşmekten uzak bir yanınız var.İnsanlarla kolay arkadaşlık kuruyorsunuz ama bir partide ortaya fırlayıp şarkı söylemek asla size göre değil.Kendinizi rahat hissettiğiniz ortamlarda ilgi odağı olmak hoşunuza gidiyor.Yabancı yerde de "Yer yarılsa da içine girsem" diye düşünüyorsunuz.Yine de çevrenizdekiler esprili, enerjik, neşeli olduğunuzu düşünüyor.

(Caelo der ki; aslında sen ezik olmamaya çalışan mahluğun tekisin.Anca etrafta tanıdık olunca rahat olabiliyorsun, yoksa ortamdan kaçıp kurtulmaya bakıyorsun.Çevrendekileri gerçekten neşeli, esprili, enerji olduğuna inandırmış olabilirsin ama ben inanmadım!Esprilerin yerlerde sürünüyor tıpkı senin gibi.)

Kahveli
Mükemmelliyetçisiniz.Kendinizi sürekli baskı altında hissediyor, her an herşeyin yolunda gitmesi için kendinizi adeta parçalıyorsunuz.Hafif eğri duran bir kalem bile sinirlerinizi bozmaya yetiyor.Genellikle sinirli ve huysuz olduğunuz düşünülüyor.Ama merak etmeyin, sizi iyi tanıyanlar çok eğlenceli bir yanınız olduğunu da biliyorlar.Uygun ortamlarda yaratıcılığınızı ortaya çıkarıp sevdiklerinize hoş süprizler yapabiliyorsunuz.

(Caelo der ki; aslında sen bir manyaksın!Yahu kalemin eğri durmasına sinirlenen bir adama normal gözüyle bakılır mı?Bu yüzden devamlı etrafta saçların diken diken dolaşıyorsun.Seni tanıyanlar ise seni daha fazla sinirlendirmek istemedikleri için eğlenceli olduğunu söylüyor olabilirler.Bir de bu hangi uygun ortamlarmış yaw.Hadi be ordan-_- Oskar töreninde ödül alırken falan değil heraldeUyku)

Karamelli
Kontrolün her zaman sizde olmasını istiyorsunuz.Genel havanızdan hayatınızdaki her şey her zaman yolundaymış gibi görünüyor.Paranız olmadığı zaman bile evde yapacak bir şeyler buluyorsunuz.Müthiş bir organizasyon yeteneğiniz var çünkü.Ama yabancısı olduğunuz yerlerde başkasının yaptığı programlar sizi müthiş kasıyor.

(İlla ki patron olacaksın değil mi?Başkasının emri altında ya da liderliğinde çalışmak seni küçültüyor öyle mi?Yerin dibine gir sen!Herkesten üstün olmak için sırf bir dağa bile tırmanan tiplerin sevdiği bir çikolata işte.Parasızlıktan evde ne yapacağını şaşırmış vaziyette mobilya kemirme işine yapacak bir şey dendiğini de ilk defa buradan duydum-_-Çalış çalış aferim!Yakında tımarhanede sana iş verirler..)

Çilekli
Romantik ve yumuşak huylusunuz.Kalbinizde herkese yer var.Herkese elinizden geldiğince yardım etmeye çalışıyorsunuz.Ama başkalarını bu kadar düşünmek için gerçekten çok büyük bir enerjiye ihtiyaç duyuyorsunuz.Üstelik iyilikleriniz zaman zaman kaba davranışlarla bile bitebiliyor.Bu da sizi kırıyor.

(Kalbin o kadar büyük ki hiç bir insanla mukayese dahi edilemez...bu kalp anca inekler de var çünkü-_- Hiç kimseyle düşman olmamak, herkese yaranmak için yapmadığın iyilik kalmamış.Hatta kendini feda bile edebilirsin bu konuda...Aman benim karşıma çıkma yoksa kalpten giderim!Kendi enerjini tükettiğin gibi başkalarının da enerjilerini emip duruyorsun.Bunu fark edenler de sana hoşt diyor, kırılıyorsun.Yok yaw öyle yağma!)

Hindistancevizli
Güneş, kumsal, salsa...Egzotik yerlerde yaşamanız gerekiyor.Yaratıcı ve sanatsal açıdan çok yeteneklisiniz.Hayattan zevk almayı biliyor, güzel ve kaliteli yaşamaktan hoşlanıyorsunuz.Tek sorun, can sıkıcı olaylar karşısında kafanızı kuma gömmeniz.Sorunları görmezden gelmek onları daha da büyütür aslında.

(Hawai, Karayip Adaları, işin gücün tatil yapmak zaten!Seni tembel, kaliteli yaşamdan kastın herkesin çevrende pervane olması değil mi?Her şey yolunda sorunsuz olacak, ama ilk çıkan sorunda ise o çok beğendiğin sahilin sıcak kumlarına kafanı sokcan bırakcan diğer herkes uğraşsın!Başka hiç bir halta yeteneğin olmadığı için anca sanatla idare ediyorsun.Beş para etmez insanın tekisin, hatta insan bile değilsin.Zamanını kumsallarda geçireb bir kaplumbağa bile senden daha yararlı be!)

Bademli
Başarılı olmak tek hedefiniz.Hırslısınız.Doğru yolda olmadığınızı düşündüğünüz anda tereddüt etmeden yolu değiştirebiliyorsunuz.Adımlarını yeterince cesur.Ne var ki aşk hayatında bu kural her zaman geçerli olmayabilir.Sevgilinizin üstüne fazla giderseniz onu çabuk yorabilir, bıktırabilirsiniz.

(Maymun iştahlısın, eline aldığın bir işi baktın yapamıyorsun hemen bunu atıp başka bir taraf yöneliyorsun.Buna da cesur kılıfını uydurmuşsun!Başarılı olmak uğruna herkesi harcayabilirsin seni gözünü hırs bürümüş korkak şey!Tabii sevgilin bile bunu yemiyor seni başından atıyor sen anlamıyorsun!Sevgilin senin hırsın uğruna para harcamaktan sıkılmış olacak ki o da senden kurtulmayı seçmiş.Hehe senden ne arkadaş olur ne de sevgili hadi sen de yoluna uğraştırma beni)

Vişneli
Enerjik, güçlü ve tutkulusunuz.Her an patlamaya hazır bombadan farkınız yok.Girdiğiniz her ortamda fırtına gibi esiyor, acele kararlarınız yüzünden bazen zorda kalıyorsunuz.Tutkulu ve ateşli karakteriniz erkeklerin (ya da kadınların) ilgisini çekebilir.Yeter ki zaman zaman öfke krizlerine girip herkesi etrafınızdan uzaklaştırmayın.

(Düşünemediğin için aldığın her kararlarda çuvallıyorsun çünkü oturup uzun uzun düşünecek kabiliyetin olmadığından kararları aceleye getiriyorsun.Senin gibi çok zeki bir insan da ancak erkeklerin ilgisini çekebilir.Ya da tersi durumda kadınların işte-_- Birisi senin gerçek yüzünü ortaya çıkardığında ise kaplan gibi kükreyip etrafa ateş saçıyorsun.Seni yarım akıllı ejderha bozuntusu ben senin enerjik güçlü yanlarını iyi biliyorum!Bağırmaktan başka bir halta yaramıyor)

Naneli
Sizin slogunuz şu; Herşey mümkün, bugün olmasa da yarın.Hep daha özgür, daha açık fikirli, daha sınırsız bir dünyanın hayalini kuruyorsunuz.Bu yüzden de zaman zaman hayal kırıklığına uğruyorsunuz.En büyük probleminiz iç huzurunuzun olmaması.Yüreğiniz hep sıkışmış gibi.Naneli çikolatalara rağmen.

(Erafındakilere iş buyurmaya gelince her şey mümkün!Ama sen bir iş yapmaya huysuzun tekisin, iş yapamıyorsun, ha? Etrafındakiler senin hayal ürünü fikirlerini dinlemekten bunalmışlar ama ses edemiyorlarsa merak etme ben senin havanı şimdi indiriveririm!Bu fikirlerini artık hollywood bile alıp kullanmaz sen kendini ne sanıyorsun?Bu yüzden hep sıkıntıdasın.Yaratıcı olmaya çalışma da biraz dinlen, insanlar rahatlasın birazcık.Ya da ye naneli çikolataları, nane komasına gir temelli sus!Off be sıktın yaw)