| Sonraki »

Cuma, Temmuz 11, 2008

Humanity (Anlamı=Ya Tabi Öyle!) Bir zahmet sözlük alıverin!

-Caelo senle küçük bir röportaj yapmak istedik ama....bu halinle emin misin sorulara doğru cevap verebileceğine?

Caelo'nun elinde bira şişesi, hem de Efes Dark

-Evet, eminim beni bir şişeyle sarhoş olaak birine mi benzyorum...
-Peki Caelo...Sana hayat felsefesi, şu bu ot gibi şeylerden sorular sormak isterdik ama başın daha net olduğunda...tamam yani başka zaman daha geniş zamanda sorarız artık.Öncelikle insanlardan nefret ettiğine dair bir söylentidir gidiyor.Bunun hakında ne diyorsun?
-Olabilir, insanlar konuşru dururlar.Ağızları torba değil ki büzüp çöpe atabilesin.Herkes konuşur, senle ilgisi olsun ya da olmasın!Bir hareket yap, hemen çen çen ötmeye başlarlar.Gıcıktırlar, pistirler, haindirler, kesinlikle onlardan dost olmaz

-Sahiden nefret ediyorsun onlardan?
-Sahiden de sahi ya!Hem de her birinden....Burada hiç bir istisna tanımıyorum.İtirazı olan bana gelsin!

-Ah, tabii elindeki şişeyle söyleyince daha mantıklı oluyor.Peki neden bu kadar nefret?
-Sevmem için bir tek sebep gösterin deeniz, tek kelimeyle açıklardım.HİÇ.Ama sevmediğim milyonlarca sebep var
>Hilekarı saymıştım
>İkiyüzlü
>Tembel
>Dost bellediklerin bile seni sevip saymaz.Hatta o kadar ki kendilerinden başka hiç bir eşyle alakadar olmazlar, ilgili gözükseler bile....
>Sonra zayıflar.İrade bakımından.hç bir şey beceremezler.Devamlı yalandan kurulmuş düşünceleri vardır, pif diye rüzgara kapılıp giderler.
>Güvenilmezdirler.Sırrını emanet etmeye gelmezler
>Acizdirler
>Hep kendileri hakkında konuşulsun, hep sevilsin isterler.Sevgi manyağıdır onlar ya da öyle olmak isterler.Ve istedikleri derecede sevgi görmeyince ağlayıp zırlamaya başlarlar.O derece acizdirler işte anlsana!
>Kabus gibidirler diycem ama ben severim kabusları.İnsanı benzetecek bir şey yok şu koca evrende, kendilerinden başka.Bir insanı anlatmak iin anca kendi cinsinden yararlanabilirtsin.
>Suçludurlar ama temiz oldklarını iddia ederler.Otomatik olarak savunmadadırlar.İster arkadaş olsun, ister akraba, ister vırt zırt hepsi de aynı değişen tek şey isimleri.Hatta bazen onlarda aynı, ben kısaca hepsine ya adem ya da havva diyorum işte!

-Anlıyorum.En iyisi burada kesmek röportajı.Haydi Caelo, sana akademinde başarılar!Ama unutma da bu yazılarını okuyanlar da insan!
-Evet, öyleler!Sence ben bu yazıları kimler için yazıyorum sanıyorsun, ha?İnsanlar için mi?Peh, kendim için yazıyorum.Hadi canım, uza artık da rahatıma bakayım.Ha, insanlar rahatsı verici yaratıklardır demiş miydim?Bunu da eklesen iyi olur-_-Ben mi?Hah, insanlığım batsın, ne yazık ki bu da benim en zayıf yönüm.Devamlı savaştığım, ve sonsuza kadar sürecek bir savş bu da.

Cuma, Temmuz 11, 2008

Pişmanlığını Külahıma Anlat! İnanırsa....


Pişman olduğumu düşünebilirsin
Yaptığım şeylerden ötürü, ya da söylediğim
Ya da eski günahlarımı alıp karşına geçip
Sana dua edeceğimi, sana yakaracağımı bile düşünmüş olabilrsin
Herhangi biri olsaydım doğruydu bu
Fakat söz konusu kişi ben olduğum için
Hayatının en büyük yanılgısına kapıldın
Haydi şimdi sen diz çök önümde ve yakar bana
Seni lanetlemem için!

Hangi sözüm sana düşündürdü saçma şeyleri
Dinlediğim şarkılar mı, davranışlarım mı
Yoksa asla dışıma vurmadığım düşüncelerim mi
Yoksa hepsi birden mi
Ya da bilmediğim başka bir şey mi
Daha önce demedim mi ben asla affetmem diye
Bu kadar dikkatli dinliyorsan beni
Ağzımdan çıkacak tek söze bakıyorsan eğer
Daha dikkatli dinlemeliydin
Çünkü fikirlerim bugünde değişmedi, ve değişmeyeck de
Ben asla affetmem!
Hiç bir şeyi
Sadece unuturum....Zamanı gelince hatırlamak için!

Merak ediyorum, vicdanın yerinde mi
Hala pençesinde mi kıvranıp duruyorsun
Bu yüzden mi sevindin benim bir hareketime
Bir dokunuşumla yetti mi her şeyi unutmaya
Zavallı yaratık!
Bu kadar aciz miydi sen?
Nasıl oldu da sevebildim seni ben?
Gözlerim mi kör oldu yoksa ben mi seçtim görmemeyi
Umurumda bile değil
Şimdi öyle bir açıldıki, senin alaylı gülümsemelerin,
Pişmanlıktan kıvranışların fakat uzak duran ellerin
Ve sen benim için bir hiçsin
Ve bir hiç olmaya devam edeceksin!
Baştan kaybettin, sonradan birinci gelmek neye fayda?
Çünkü sevgimi yok ettin, şimdi nefretimi de kazanma!

Salı, Temmuz 8, 2008

Sonsuzluğun Denklemi, Çöz Çözebilirsen!


En büyük düşmanın, en yakın dostunum
Yaklaş yanıma, seni ateşimle ısıtırım.
Reddedersen beni, asla affetmem seni
Beklerim sonuna kadar, peşinden ayrılmam
Sonsuza değin!

Eninde sonunda benimle bir bütün olacaksın
Direnmen boşuna, üstelik iraden benden yana
Aç kalbini, bütün duygularınla benim olacaksın
Sadece benim, ve o an öleceksin
Sonsuza değin!

Karanlığın ardına gizlenmen boşuna
Beni çağıran seslerini duyduktan sonra
Herkesi aldatabilirsin ama beni asla
Çünkü karanlık benim oğlum ve ben alevin efendisi
Her yerde bulurum seni, ve her şartta
Sonsuza değin!

||Caelo||

Pazar, Temmuz 6, 2008

Hayaller mi, Güldürmeyin Beni!




Herkes bir ideal peşinde
Herkesin kafasında hayalleri, umutları, geleceğe dönük planları
Küçükken başlanır bu hayallere
Hayal kurmak güzeldir, eğlendiricidir
Fakat boştur, yararı yoktur

******************
Kiminin iyi bir okul, ya da iştir
Kiminin hayali ise dünyayı gezmektir
hatta uzaya çıkmak isteyen bile vardır
Dünya yetmez o insana, evrene açılmak ister
Fakat hiç kimse, çok az kişi dışında kimse
Hiç bir halt beceremez

******************
İyi bir okul isteyen kişinin ön şartı üniversitedir
Ama ne hikmetse bir türlü istediği üniversitenin istediği bölümüne giremez
Girdiği iş ya az para veriyordur, ya da parası iyidir ve sevmiyordur
Dünyayı gezecek olan adam lotonun kendisine vurmasını bekler
Uzaya çıkacak olan adam ise, aman boşverin onu
Amerikalılar aya çıktı mı çıkmadı mı tartıştıkları şu günlerde bir de bunu mu düşüneceğim
(evet evet sahteydi o inanmayın sizXD)

*******************
Eve kapanmış gençler gezmek için sınavların geçmesini beklerler
(halbuki onlara göre hayatın tamamı da sınavdır, ne ironik)
Öğrenciler güzel vakit geçirmek için tatili
Çalışanlar ise emekliliği
Bir sürü kişi bir sürü zaman dilimini bekler,durur
Bilmezler ama zaman asla beklemez
Geçer gider, bu kadar basit bir şeyi bile görmezler
Zaman geldiğinde ise geriye bomboş yaşanmamaış bir hayat kalır

******************
Hayatta bir şeyler yapmak için bir şeylerin olmasını bekleyen insanlar
İşte benim uzak durmam gerekenler bunlar
Hayat enerjimi emip dururlar
Beni olduğum yere bağlarlar
Benim de hayallerim var elbette, benim de isteklerim
Üstelik ben de beklemedeyim,
Ama benim diğer aciz zavallılardan farkım
Bekledim şey nihai son, yani ölüm
Niye inkar edeyim, herkes öleceke denmiyor mu
Neden ölümsüzmüşüm gibi yaşayıp da gözümü karartayım
Bu ufak gerçeği bilmek bile hayallerime açılan kapının bir anahtarı
Bu sayede günlerimi özgürce yaşıyorum
Bu sayede istediğimi yapmakta kendimi imkanlar verdiği sürece serbest hissediyorum
Bu sayede kendimi güçlü hissediyorum, bu zayıflığımda bile
Bu yüzden kimsenin gelip beni teselli etmesni istemiyorum
Edecek bir şey yok zaten artı
Neden kendimi zavallı diye nitelediğim insanların kollarına bırakacakmışım ki
Bu da saçma bir hayalden başka bir şey değil

Cumartesi, Temmuz 5, 2008

Adım Adım Kötülüğe Doğru


Caelo Kötü Biri olmaya Nasıl Karar Verdi???Evet bu kadar zaman sonra gerçekler nihayet açığa çıkıyor!Flash flash flash……Gizli gerçekler kalmasın!Kimler neden Caelo’yu bu kötülüğün karanlık yollarına soktu?Şimdi Caelo’nun geçmişine dönelim ve bir bakalım neler olmuş!!!

*********************************
Her şey bir yıl kadar önce bugün, akşam saatlerinde başladı.Caelo yolda sakin sakin yürürken (yol da ıssız bir yol) yabancı bir adam tarafından tak—Elbette böyle olmadı.Yolda yürüdüğü doğru da yol ıssız değildi.Arabalar vızır vızır geçiyordu.Bir yaşlı teyze ise yolun kenarında mahzun mahzun durmuş yolun karşısına bakıyordu.Elinde ağır olduğu her halinden belli olan poşetleri fark etti Caelo.Ve iyilik meleği, kanatsız melek atıldı yardıma.

 -Teyze, dur ben sana yardımcı olayım.Ver elindekileri bana

Fakat o kadar hızlı çekmişti ki paketleri teyze şaşırdı.Ak saçlarını arkaya toplamış, yüzü kırış kırış olan ve küçük bir gözlük takan tatli bir nineydi sanki.Fakat Caelo iki şeyi hesap edememişti.Birincisi teyze neredeyse sağırdı.Ve bu gördüğü ninenin iyi tarafıydı diğer yanını az sonra bizzat şahit olacaktı.Teyzecik iyi duymayabilirdi ama gayet iyi nişan alabiliyordu.

 
Caelo yüzüne yediği bastonla yere düştü!!Kulağında tiz sesler yankılanıyordu.

-Seni gidi ahlaksız, pis kapkaççı.Artık yaşlılara da mı saygınız kalmadı?! Defol!!İmdatttt, polis, jandarma, biri yardım etsin bana!

 Caelo’nun midesine yediği sert bir baston darbesi son noktayı koymuştu.Kollarında çürükleri ve ezikleri ovalaya ovalaya karanlığın içinde yitti.


******************************
Teyze olayından sonra Caelo’nun aklı başına gelmesi gerekirdi.Hatta kendisi de öyle sanoyordu ama maalesef feci şekilde yanılıyordu!Bunu birkaç gün sonra daha da iyi anlayacaktı.

 Gene aynı yolda yürürüken (Caelo niye hep aynı yolda yürüdüğü de merak konusu) bu sefer yaşlı bir amca gördü.Eskiden bir ninjanın reenkarne hali olan yaşlı teyzenin beklediği yerde duruyordu.Tarihin tekerrür etmemesi için Caelo içindeki çelik yeleği kontrol etti, yerindeydi.İhtiyatla yaklaştı ve bağırdı.

 -Amcaa!Yardım ister misin?Seni geçireyim karşıya!

Amca ona deliye bakar gibi baktı ve yüzünü buruşturdu

 -Manyak mısın evladım!Sağır mı var, kulağımın dibinde anırmasana!

-Ha?

 Yaşlı adam kafasını sallaya sallaya yola çıktı.Gelen arabayı da görmemişti üstelik.

 

-Amca, Durrr!!

-…….

Acı bir fren sesi ve demirin bedenle çarpışmasından doğan o buruk, fakat keskin ses.Caelo gözünü hastanede açtığında yola atladığını bile hatırlamıyordu.İki bacağı da alçıdaydı.
Sonra Caelo’da yavaş yavaş bazı şeyler kıpırdanmaya başladı.Tıpkı sabahları esen taze rüzgarın kokusu gibiydi, onu canlandırıyordu.Caelo cehennem hakkında düşünmeye başladı.Burası cehennem değildi, olamazdı.Orası çok daha iyi bir yer olmalıydı.Başına gelen bu iki olayla dünya görüşlerini sorgulamaya başladı.Ve sonunda anladı, o aslında cehennem aitti.


********************************
Bundan daha fazla açıklama yapamam.Zaten canım artık yazmak falan istemiyor bununla idare ediverin! (zaten sürekli hata veren blog yüzünden yazamıyorum.)

Kafamı boşaltamk için yazdığım ufak bir yazı.Hayalgücüdür, kimse üstüne alınmasınUykuhoş amacına uygunluğunu da sorgulamam gerek çünkü kafam eskisinden de doldu sanki-_-

Perşembe, Temmuz 3, 2008

Dumansız Hayat Zehir Zıkkım Oldu!

Reklamlarda görmüşsünüzdür.Bir kaç insan parçacığını çıkartıp, yüzlerine sahte gülümsemeler yerleştirip dumansız hayatın verdiği rahatlıktan, güzellikten bahsettiriyorlar.Hele şu kadın kimdi ya, "Tatlı Cadı" denilen lanet dizide oynayan sarışın bir kadın vardı, onu da oynattırmışlardı hayatımda bana bu kadar sigara içirmeye teşvik eden başka birini daha ne duydum ne de gördümUyku Hoş bu aldatmacaları başkaları üzerinde işe yarıyordu kim bilir, ama 32 dişini birden gösterip sigaranın zararlarından bahsetmesi bana çok anlamsız geldi.Hoş ne kadar para aldıklarını da bilmiyorum, bana teklif etseler eğer parası uygunsa neden olmasın>>

-Caelo, 10 saniyen var çekim başlıyor.Üstelik canlı yayın.Çabuk söndür şu elindekini
-Ya bir dakika son bir nefes çekeyim...(hızla nefes çeker bu arada kamera canlı yayına geçmiştir.Televizyon karşısındaki herkes, büyük küçük donakalır.Caelo öksürmeye ve durumu kurtarmaya çalışır.)
-Öhöh...Bu da ne yaa (eliyle etrafını kaplamış olan dumanı savurmaya çalışır) Bakın görün işte dumanın zararları, böyle insanı rezil eder, sakın başlamayaın, başladıysanız da kahretsin, bırakın işte!Yoksa dişleriniz benim ki gibi simsiyah olur, sonra beyniniz bulan-
Yönetmen bağırır
-Lanet olasıca Caelo, hala içiyor söndürsene şunu!!!
Caelo elindeki bira bardağına atar izmariti.Artık kimse bir şey diyemez.

*****************************
Ben oynasaydım muhtemelen setten çıkıp gitmem için bana parar vermeyi göze alabilirlerdi.Yalnız çiçeklerle dolu, mavi renk giyinmiş (güya temiz havayı temsil ediyor), aşırı saf görünümlü sırıtkan yalak insanlaraı çıkarıp böyle hoş ve boş ortamda sigaranın zararlarını anlatmaktansa benim yöntem daha inandırıcı geliyor.

Aslında şehri toptan ateşe verip bu ateşle sigaramı yakıp ayaklarımı uzatıp manzarayı seyretmek isterdim.Çünkü bu şehirde hakkaetn o kadar odun insanlar var ki tutşmaları pek zor olmazdı!

"Hepimiz temiz hava istiyoruz!"
"Temiz hava bizim de doğal hakkımız!"
"İçmesek bile içenler sebebiyle kanser olup geberiyoruz!"

Hay ben sizin düşünceden yoksun beyinlerinizi içine.....!Dünyada tek dert kalmıştı o da sigara dumanıydı.Sokakta yürüken otobüslerin, arabaların o taşıtların yüzünüze savurduğu ve sizin de içinize derin derin çekip aha işte, dumansız hava sahası, ne güzel diye iç çektiğiniz ortamdaki maddeleri bilseniz, kalpten giderdiniz muhtemelen.Ormanları yok eden, havanın ısınmasını sağlayan, suları tüketen, bununla yetinmeyip dünyanın dengesini alt üst eden, kutup ayılarını yetim ve çaresiz bırakan, fokları sırf para için öldüren ve buunla doğanın dengesini yeniden alt üst eden (ben sizleri bulsam var ya yemin ediyorum canlı canlı derilerinizi yüzerdim!) insanoğlu, şimdi sigarayı bıraktınız!Kurtuldunuz!Tebrikler :alkış:

Sizinle elbette cehennemde görülecek hesabımız c-var, çünkü sizin gibiler yüzünden benim kirli hava saham işgal edildiÖfkeli HAydi kalın sağlıcakla!

Pazartesi, Hazirane 30, 2008

Hayalden Biraz Daha Fazlası




-Burası mı?
-Evet
-Bana bir işaret göster
-Şimdi göreceksin

Elindeki meşaleyi alıp karanlık mağaranın içine doğru uzattı.Ateş ıslak duvarlardan yansıyarak etrafı aydınlattığında Caelo bambaşka bir şey görmeyi bekliyordu.Oysa ki sıradan bir mağaraydı burası.Yanındakine döndü.Yüzünü ve vücudunu siyah bir pelerin kaplamıştı, kim olduğunu görmek imkansızdı.

-Burası olduğuna emin misin?
-dikkatli bak

Caelo mağaranın içine girdi.Siyah lekelerle yer yer kirlenmiş duvardan siyah renkte sular akıyordu.Gerçeği fark ettiğinde nefesini o kadar hızlı içine çekti ki bir an başı döndü.

-Şimdi anladın

Sular tabandan tavana doğru akıyordu.Yerçekimi kanunun tamamen devredışı kaldığı bir durumdu.Elini duvarda gezdirdi.Eline bulaşan ıslaklık bunun rüya olmadığını söylüyordu ona fakat Caelo bunun gerçekliğinden emin olmak istiyordu.Avuçlarını uzattı, siyah su eline doldu.Ve kendisini dikkatle izleyen adama döndü.Adam başıyla hafifçe onayladı.Bunun üzerine Caelo bir yudumda suyu içti.Sıradan bir su gibiydi.Asıl değişiklik midesine ulaşınca başladı.Midesini tuttu, yere düşmemek için duvara tutunmak zorunda kalmıştı.

-Olamaz...Bu- hissediyorum.
-Bu yer altından gelen su cehennemin alevleri.Fakat çoğu insan gözüne su gibi görünüyor.Sen şimdi anladın.
-Ben orasının alevlerle kaplı bir yer olduğunu sanırdım.
-Peh.Çocuk masalları.Nasıl hayal ediyorsan orası öyledir, en kötü kabusun da olabilir, düşlediğin mükemmel bir cennet de.
-Cennet mi?
-Sen cenneti ne sanıyorsun ki?Hurilerin gezindiği, herkesin bal ve sütle beslendiği, sonsuza kadar yaşayabileceğin mutluluklar diyarı mı?Böyle bir yer olsaydı sahiden gider miydin?
Caelo bir an düşündü, sonra başını salladı.
-Hayır.
-Tabii ki.Sonsuza kadar devamlı aynı şeyleri yaparak yaşamaya mutluluk demiş insanlar.Sütle balla beslenmenin hayali kurmuşlar çünkü onları besleyenler yaşamlarında sadece kuru ekmek ve su verirken, öldükten sonra bütün bu yalanların hayaliyle beyinlerini doldurmuşlar.Alay etmişler, sömürmüşler.Bu en basit açıklaması.Dahasını sen tahmin edersin.Şimdi gitmem gerek.
-Dur
Kara cübbeli adam durdu.
-Peki bana bunca zamandır yardım eden sen, kimliğini henüz öğrenemedim.Kimsin, ya da nesin sen?
Adamın belli belirsiz yüzünde çenesinin gerildiğini gördü.Gülümsüyor muydu, yoksa dişlerini mi gösteriyordu anlamadı Caelo.
-Beni herkesten daha iyi tanıyorsun.İyice bir düşün.Sonra görüşeceğiz.O zaman seni suyun kaynağına götüreceğim.O zamana kadar kendine dikkat et.
Adam mağaranın dışına çıktı.Caelo hemen peşinden fırladı.Mağaranın yakınındaki tek canlının kendisi olduğuna şaşırmadı.Ormanın içindeki bu mağarada tamamen yalnızdı.Gerçeği uzun zaman önce kavramasına rağmen bunu kendisine itiraf edememişti.Şimdi emindi ve bundan son derece mutluluk duyuyordu.Sonra yüzü dehşetle kasıldı.Acı çekiyormuş gibiydi.Üstelik bunun suyla da alakası yoktu.Biraz önce emir verircesine dur dediği, ve bir sözüyle durdurduğu kişi, Karanlıkların Prensi'ydi.

Pazartesi, Hazirane 30, 2008

İkiyüzlü Yalanlar

Bana melek dediler, yüzüme gülerek
Ben de sessizce güldüm arkalarından
Sırtımdaki kanatları gösterdiler, bembeyaz
Bir tek ben gördüm o kanatların gerçek rengini, simsiyah
Bana sen iyi birisin dediler, lanet ettim içimden
Hayır, dedim en sonunda, ben iyi değilim
Hayır hiç de değilim!
Peki bunca iyiliği neden yapıyorsun
Geçmişin tamamen bir yalan mı diye sordular.
Sustum.
Çünkü buna verecek bir cevabım yoktu.
Belki de hayatımın bir yalandan ibaret olduğu gerçeği beni susturmuştu.
Çünkü ben yalanları sevmezdim.
Sonradan öğrendim aslında hayatın tamamen yalandan ibaret olduğunu.
İşte o zaman içten ufak değişimler başladı, içimde kopmaya hazır fırtınaların ilk habercisi.

Sen değiştin, dediler!Şaşırdım
Kendileri hiç değişmemiş gibi davrananlar
Hayır, ben değişmedim
Siz fark etmediniz gerçek beni
Çünkü ben asla gizlemedim kim olduğumu
Ne hissettiysem konuştum, neyi beğendiysem söyledim
Beğenmediğim zamansa sustum
Belki de konuşmak lazımdı.....

~
Beni sahtelikle suçladılar
Beni bir zamanlar çok sevenler
Bana ellerini kaldırdılar
Bana bir zamanlar sıkıca sarılanlar
Dişlerini damarlarıma geçirdiler
Beni bir zaman tutkuyla öpen dudaklar
Beni kötülükle suçladılar
Bana sonuna kadar işkence edenler
Beni bir tabutun içine kapanmakla suçladılar
Beni yerin kat be kat dibine diri diri gömenler
Beni en derin uçuruma ittiler, tereddütsüz
Bir zamanlar benden teselli bulanlar

~

(Kıyamet Çiçekleri adlı yazıyla benzerlik gösterdiğini fark ettim.İki olaya farklı bir bakış açısı diyebilriz sanırım.Fakat bu yazıların benim için bir anlamı kalmadı bu yüzden yayımlamakta da sakınca görmüyorum.

Pazartesi, Hazirane 30, 2008

Kıyamet Çiçekleri

Uzun zaman önce, yeryüzünün sıradan bir köşesinde
Bir melek dünyaya geldi
Ufacıktı, bembeyadı teni
Çok küçüktü, zamanından önce doğmuştu
Belki de sabırsızlığındı
Ona bakanlar sahiden meleğe benzetirlerdi
Hani bir tek kanatları eksikti, bir de halesi
Kimse görmedi onun içindeki karanlık dünyayı
Kimse fark etmedi bu beyaz tenin ardında
Karanlığın Prensesinin doğmayı beklediğini
Kötülük bir tohumdu içinde, yeşermeyi bekleyen
Zamanı geldiğinde

Bu melek zaman içinde büyümeye başladı
Çok haylazdı, çok hareketliydi
Yetişkinlerin çıkmaya korkacakları her yere çıkar
ve her türlü tehlikeye atılırdı
Başından bir sürü bela geçti
Kaçtı, düştü, yaralandı
Sonu ölümle bitecek kazalar geçirdi
Hatta bir tanesinden neredeyse öldü
Onu tanıyanlara göre bu çocuk şanslıydı
Korunuyordu, melekler tarafından
Çünkü  da bir melekti ne de olsa!
Ama bu çocukta şeytan tüyü vardı.
Kimse fark etmedi, ya da böylesi işlerine geldi


Çocukluğu bittiğinde bir sürü şey öğrenmişti
Ahlaklıydı, iyiydi!, güzeldi, mükemmeldi
Yardımseverdi, paylaşımcıydı, iyilik benim göbek adım demezdi de
Bunu davranışlarıyla herkese bağırırdı
Ama aynı zamanda mükemmel bir oyuncuydu
Hayatının oscarlık rolünü oynamayı başarıyla sürdürüyordu
Enayilik yapıyordu oysa!
Etrafından ziyade kendisini kandırıyordu
Diğer insanlara değil, asıl işkenceyi kendine yapıyordu
Aslında o da farkında değildi
Kalbi bölünmüştü iki taraf arasında
Çaresizce ikisi arasında bir çıkar yol arıyordu
Ama bulamıyordu
Bir insan ikisi birden olamazdı
İmkansızı istiyordu
Hem de delicesine....
Tek aradığı mutluluktu
Ve iki taraf da ona bu seçeneği sunuyordu
Bir gün...
Sıcak bir yaz ayı ya da soğuk bir kış günü
Tam hatırlayamadığı bi zaman diliminde
Kendini buldu nihayet
Doğumundan bu yana içinde kendini duyurmak isteyen
Minik kalp atımı gibi sesler bir gün kulağına
Oradan da beynine ulaştı ve anladı
Asıl mutluğun ne olduğunu.

 

Güvenmek.Birine duyulan güven duygusu
Her sarsılışta bu alçak duygudan birazcık daha sıyrıldı
Her nefes verişinde, her akan kan damlasında
Vücudundan yitip gittiğini hissedikçe hafifledi, ve yükseldi
Bu onun en zayıf noktasıydı
Çünkü ona arkadaşlığın ne kadar değerli olduğu anlatılmıştı
Arkadaşlara güvenmek gerekirdi
Fakat asıl arkadaşının şeytan olduğunu anladığında
Ve onun kendisini asla aldatmayacağını öğrendiğinde
En sonunda tüm ahlaksızlığının, kaybının ve çöküntünün içinde
Bir ahlak kırıntısı buldu
Çölde yağan yağmurla bir anda kumların arasından fışkıran yüzlerce çiçek misal
Tüm kaybettiğini sandığı duygular içinde yeşeriverdi

.................................Ve birden kıyamet koptu.

************************************