« Önceki |

Cuma, Nisil 10, 2009

Beni Sevmeyin!! (Desem de İnanmayın)




Sana seni sevemem demiştim
Onlarca kez, binlerce kez, yapamazdım
Sevemezdim, çünkü......

Şarkılarımda umutsuzluk verdim sana
Sözlerimle geri püskürttüm
Çizdiğim resimlerde acı, sözlerimde nefret vardı
Ben sevgi insanı değilim, ben sevgiyi bilmem demiştim
Dinlemedin, hep bir umut taşıdın içinde
Sevemezdim, çünkü.....

Şimdi uzaktan uzağa bakıp, iç çeken
Hani dokunamadığın nadide bir çiçek gibi
İzlerken beni yüreğin sökülür ya en derinden
Hani bir elini uzatsan dokunacaksın
Ama aslında dokununca dökülüp toprağa karışacak ya
Ölüm kadar sert, ve dağ çiçeği kadar özgür
Gözlerinde korumacı bir tavır ile daima yanımda
Ama ben senden bir yıldız kadar uzakta
Demiştim ben sana
Bana bulaşma, kötü olursun diye
Dinlemedin
Sevemezdim, çünkü....

Gizli gizli ağladığını biliyorum
Derinden derine soluyorsun
Sıkıntıların üst üste binmiş ama tek bir umut yeter sana
Benden gelecek bir olumlu yanıta bakıyorsun
Ama o asla gelmeyecek
Bunu da okumayacaksın biliyorum
Yine de ısrarla diyorum
Benden uzak dur
Çünkü ben doğru kişi değilim
Ben sevemem çünkü.....

Çünkü
seni sevmiyorum.

çünkü
ben sevgiye inanmıyorum.

çünkü...

*******************************
*******************************
yazıp öylece bıraktığım bir yazı.Sadece sonuna bir çünkü ekledim tamamladım, tamamlanmış oldu-_- hangi duyguyla ve kime yazdığıma, o anda aklımda neler olduğunu bunların hiç birisini hatırlamasam da beğendim ve bu yüzden de yayımlıyorum^^

Salı, Şubat 17, 2009

Merak Etmek



Merak ediyorum gökkuşağı
Neden sadece yağmur yağarken gözükür diye
Yağmur damlalarının yansıttığı
Karanlık bulutların arasından süzülen güneş ışıklarının etkisiyle
Tıpkı karlar arasından açan kardelenler gibi
Fakat merak ediyorum neden sadece
Yağmur yağarken gösterir kendisini
Kar yağarken, veya güneşli havada
ya da istediğimiz zaman, istediğimiz yerde
Keşke istediğimiz şekilde yağmuru yağdırabilseydik
O zaman gökkuşağını yanımızda taşımak zorunda kalmazdık

Merak ediyorum gökyüzü
Neden en mavi rengine sadece yazın bürünür diye
Dünyanın açısı, gelen güneş ışınları geçin tümünü
Anlatmayın bana coğrafya kitabından kelimelerle
Yine de merak ediyorum işte
Dayanılmaz, ruhumu derinlemesine saran bir merak
Sebepsiz, öylesine, ve masumane bir şekilde

Aslında merak ettiğim çok şey var
Yanıtlarını bile aramadığım
Fakat tek bir şeyi biliyorum
En güzel şeyleri yaşamak için
En kötüyü görmek lazım
Eğer gökkuşağını aramak istiyorsan
Yağmuda ıslanman lazım
Eğer mavi gökyüzüne bakmak istiyorsan
Güneşin o kavurucu sıcağına katlanman lazım
İyi bir şeyler yapmak istiyorsan
En kötü şartlarda bunu gerçekleştirmen lazım
Eğer iyi insanları korumak istiyorsan
En acımasız insanlara katlanman lazım
Eğer iyi biri olmak istiyorsan
Aslında en kötüsüne dönüşmen lazım
O zaman göreceksin
İnsanların gerçek yüzlerini, belki de pişman olacaksın
Ama doğruyu görmek için
Önce yalanı yaşayacaksın, bu yalan
İnsanlar olsa bile...

***********************************
Hiç bir şey düşünülmeden, sadece içimden geldiği için yazılmıştır.Arada böyle geliyorlar bana işteÇimdik

Pazar, Şubat 8, 2009

Karanlık ve Melankoli



Tek başıma...

Boş anılarım, hayal meyal geçmişim ve
Asla olmayacak geleceğim.
Parlamayacak yıldızlar üzerimde
Soğuk nefesini hissetmeyeceğim rüzgarın ensemde
Çamurda yıkanıp güneşle doğmayacağım
Solup gidecek ışığım her geçen gün
Tıpkı karanlık bir bulut gibi çökecek üzerime
Korkularım, hayal kırıklıklarım, yaptıklarım
Hepsinin altında ezileceğim
Yok olup gideceğim

 Tek başıma...

Kimseleri sevmeyeceğim
Kimselerin bu buz tutmuş
ölü kalbi canlandırmasına izin vermeyeceğim.
Bir zamanlar herkese ait olanı
Artık kendime saklayıp, derinlere gömeceğim.
Kimse duymasın, kimse görmesin, kimse sevmesin diye...
Dolaşacağım, gezeceğim özgürce ama
Kalbimi hapsedip öyle çıkacağım
Bilinmezlerin ufkuna
Bilmeyecekler beni
Tanımayacaklar hiç bir zaman
Yalan yanlış zamanda ve yerde
Kendi yalanımı yaşatacağım, gerçekmiş gibi
Kimse anlamayacak
Kimse sormayacak
Kimse merak etmeyecek
Kimse umursamayacak
Hatırlamak güç olacak
Aslında kim olduğumu, ve ben bile bilmek istemeyeceğim.
Derinlere gömülenleri asla çıkarmamak gerek
Bunu unutmayacağım
Ölmüşleri, zaten ölüp de fark etmeyenleri
Uyandırmamak gerek
Ve ben asla uyanmayacağım

Tek başıma...

Bir ölü denizdi yüzdüğüm içinde
Kıpırtısız, asla bana yardımcı olmayan
Bir insanlar denizi gibiydi bu durgun sular
Hep ben çabaladım ilerlemek için
Hep ben yüzdüm bu soğuk sularda sırf batmamak için
Kararlılığım boğuldu dalgasız denizde, oysa
Dalgalar vursaydı yüzüme daha kolay olmaz mıydı?
Onları iterek ilerlemek daha zevkli olmaz mıydı?
Hayat oyunu böyle daha zevkli yaşanmaz mıydı?
Sıkıcı
Tekdüze ve monoton belki
Renklerin hepsi aynı
Dünyanın rengi solmuş, deniz bile mavi rengini kaybedip
Gri renge bürünmüş
Güneş siyah renk saçmakta
Gözlerimden kan, yüreğimden ise göz yaşları dökülmekte
Her şey ters dönmüş
Bu ölü deniz diyarında
ve ben burada

Tek başıma...
*****************************************
Nox Arcana sağolsun bu yazı için^^

Pazartesi, Kasım 29, 2008

Kaybetme Numarası

İnkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme.İnsanların genelde çoğu problemlerinde geçtikleri beş safha.Sanırım öyle olması gerekiyor.Size yakın olan birinin ölmesi, ayrılıklar, sahte insanların size olan davranışları, cinayet, kumar  örgg tamam anladınız işte.Size bunu minik bir örnekle hemen açıklayıvereyim.

-Caelo, sigara kalmadı! (inkar)
-HAYIRRRRRRRRRRRRRRRR...İyice baktın mı? Kıyıda köşede kalmış olamaz mı? Emin misin? HAYIR, kabul etmiyorum.

Bir kaç saniye sonra (öfke)

-Hey, sen ordaki ölü bakışlı pis suratlı, sen!Sigaranın bitmesi senin suçun!Aynı anda üç sigara içersen böyle olur! Senden tanrıdan nefret ettiğim kadar tiksiniyorum.Seni öldürebilirim.

Bir kaç saniye daha geçer.Caelo yan masayla derin bir sohbete dalmıştır.(pazarlık)

-Bana şu maltependen biraz verirsen, seni akşam hayal edemeyeceğin diyarlara doğru br yolculuğa çıkartırım!Hey yakışıklı! Ve seni de...

Nihayet dördüncü safhaya geçilir.Caelo masanın üzerine çökmüştür.(depresyon)

-O son sigaramı asla içmemeliydim.İçseydim de bitirmemeliydim.Hayır, böhüüüeee!

Ve nihayet son safha(kabullenme)

-Pekala, sigara bitti bunun üzerine çok düşünmeye gerek yok.Hemen gidip alalım bir paket!

Ne demek istediğimi anladınız sanırım ya da anlamadınız.Çok da umurumda değil-_- Aslında az önce yazdığım kocaman bir yazının yolla düğmesine basmamla birlikte gözümün önünde yok olmasıyla birlikte başımdan geçen beş safhadır kendileri.Ne yani, birileri "şimdi yayımla" tuşuna basıldığında yazıları yok edecek biçimde ayarlama mı yaptı, yoksa bu bir şaka mı? Belki de benim beceriksizliğim, kim bilir, belki de "hayır, şimdi yayımlama biraz düşüneyim.Sonra karar veririm tuşuna basmam gerekirdi."

**********************
Not: Bu yazı uzun zaman önce yayımlanmıştır ve eğer blogda okunuyorsa...yukardaki kaybolma şeysini dikkate almayınızKaş çatmış Ve eğer görünen tek yazı buysa o zaman ciddiye alabilirsinizNinja~Caelo

Cuma, Kasım 19, 2008

Kayıp Ruhlar

Bir şarkıdan etkilenerek yazdığım öylesine bir yazı^^ Bir anlam teşkil etmemektedir, aklıma ne geldiyse yazdım.Merak edenler için söyleyeyim hemen, Nox Arcana'nın bir şarkısıdır.

******************************

Bizimle gel...Hemen şimdi...Hatırla...Geri gel...Sözünü tut...Kurtar bizi...

-Hey, şu sesleri duyuyor musunuz?
-Ne sesi?
-Ben bir halt duymuyorum!
-Kulağımın dibinde birileri gel, mel falan diyor.Duymadığınıza emin misiniz?
-Eyvah bizimki iyce sıyırdı....
-Yok yok sen devam et^^ Belki bir gün duyarız.

Her gün yürüdüğüm köprünün üstünden geçerken kulağımda yankılanan bu sesler.Sağ tarafta akan nehrin çoşkulu sularının sesleri arasında belli belirsiz işitiyorum.İşin asıl ilginci sanki hiç kimse onları duymuyormuş gibi yollarına devam ediyorlar.Köprünün altına inen küçük bir merdiven var, oradan iniyorum.Köprünün duvarı ile nehir arasında kalan ufak bir patika var.Nehir tarafına küçük, paslanmış bir korkuluk koymuşlar.Minik bir tünel havası veriyor, ürkütücü fakat kendine çeken belli belirsiz bir cazibesi de yok değil.Kocaman adımlarla girdiğim bu yerde ayaklarım kendilerini istemsizce dizginliyorlar.İşte yine o sesler başladılar...

Bizimle gel..Hemen şimdi...

Sanki duvarlar arasında yankı yapıyorlar.Fakat seslerin yoğunkaştığı belli bir yer var.Nehrin çamurlu sularına eğiliyorum.Hava bulutlu olduğu için kendi yansımam gözükmüyor.Nehrin dibini görmek imkansız.Yine de seslerin oradan geldiğine yemin edebilirim.Belli belirsiz bir ürperti beni çok ani yakalıyor.Kendi kafamdan sesler duymak bir yana, bu seslerin nehir yatağından geldiklerine de inanacak değilim heralde.Çantama sıkıca sarılıyorum.Tam ayrılıcam gözüme belli belirsiz bir şey takılıyor.Çok hafif...Suyun üzerinden akıp geçen bir siyahlık.Belki de nehrin akıntısına kapılıp giden bir eşyadır.Tekrar suya yaklaşıyorum.Eğiliyorum.O siyalık hala orada.Derinlerde, belli belirsiz.Net görebilmek için iyice yaklaşıyorum.Burnum neredeyse suya değmek üzere.Kulaklarımda ani bir ses yankılanıyor

...HATIRLA....

Sudan bir el çıkıyor ve yakamdan tutuyor.İşte bu kesinlikle beklemediğim bir şey.Minik bir el bu, yosunlarla kaplı, çürümüz bir ten.Bir zamanlar titizlikle bakıldığı belli olan, şimdi ise kırıklarla dolu tırnaklar bu elin sahibinin bir kadına ait olduğunu söylüyor.Hafifçe sıyrılmış, küf kokan siyah bir kazak giyiyor.O an zaman bana yavaşlamış gibi geliyor.Tüm bu ayrıntıları görebiliyorum.Havadaki kuşun kanat çırpışları yavaşlıyor, ondan kopan bir tüy başımın üstünden yavaşça akıp gidiyor.Araba gürültüleri duruyor, insanların ayak sesleri iyice yavaşlıyor.Tek durmayan şey sanki kalbimin sesi.Aynen, tekdüze çarpmasına devam ediyor.Belki çok hızlıdır da bana yavaş geliyordur.Ve nehrin sularının giderek yaklaştığını fark ediyorum.İçine gömüldüğümde asıl nehre yaklaşnın ben olduğumu anlıyorum.Düştüğümde zaman normal akışına geri dönüyor.Bir el hala yakama yapışmış gibi beni dibe çekiyor.suyun rengi çok bulanık, buz gibi.Hiç bir şey göremiyorum.Çamurlu ve balçık dibe değiyorum.Bir kaç saniye içinde kanım içeri çekildi, hareketlerim yavaşladı.Eğer yüzeye çıkmazsam neler olacağını biliyorum.

...Kurtar bizi....

Erkek ve kadın sesleri bunlar.Nihayet duyabiliyorum.Birilerinin varlığını hissediyorum.Biri elimden tutuyor.Nehrin akış yönünün tersine sürükleniyorum.Başım sert bir yere çarpıyor, oraya tutunuyorum.Ben tutunur tutununmaz el beni bırakıyor.Bir siyah sandık.Nehrin yüzeyinde gördüğüm elin içeriye kaydığını görüyorum.Hayır, girme içine, öleceksin.Dur! Açmaya çalışırken kuvvetli bir el belimden kavrayıp yüzeye doğru çekiyor. Durun!Sandığı açmam gerek! Ne yapıyorsunuz!Hayırrr...

....................................
Sertçe çimlere sırt üstü yatırılıyorum.Biri zorla ağzımı açmaya çalışıyor.Ağzımdan su geliyor, yere tükürüyorum.

-Tamam.Nefes alıyor.
-Açılın...Uzaklaşın!
-Bayan? Gözlerinizi açabilirsiniz.

Açıyorum.Nehrin kenarındayım.aşırı koyu tenli bir adam bana bakıyor.Üstübaşı ıslak olduğu için az önce nehre atlayıp beni çekenin o olduğunu anlıyorum.

-Nehre düştünüz bayan.İyi misiniz?
-Evet...İyiyim.Teşekkür ederim.

...Hatırla...

Yanımdan ayrılmak isteyen adamın kolunu tutyorum.Hatırladım.Sandığı...

-Dinleyin.Nehrin dibinde bir şey gördüm.Bir sandık.Şu civarlarda.Bir kız yüzerek içine girdi.Lütfen kurtarın onu da.

Adam garip bir ifadeyle bana bakıyor.Yanına gelen arkadaşı bir şey fısıldıyor ona.

-Beni duyuyor musun? Dipte, şu anda! Boğuluyor olmalı!Lütfen acele edin.

Yeni gelen adam garipçe bakıyor.Kurtarıcım ise kafasını hafifçe iki yana sallıyor.
-Sanırım oksijensiz kalan beynin yarattığı görüntüler.

Ayağa kalkmaya çalışıyorum, başım döndüğü için kıç üstü geri oturuyorum.
-Oksijensiz kalıp kalmamam umurumda değil.Aşağıya kahrolası bir adam gönderin ve bakın diyorum.Eğer biri ölürse onu kurtarmadığınız için sizi dava ederim! Göz göre göre ölümün cezasını hayal bile edemezsiniz.
-Tamam bayan.Sakin olun.Kurtarma ekipleri yoldalar zaten.Onlar gelmeden ben size yardım etmiştim.Eminim gerekeni yaparlar.

Bir kaç dakikaya ekipler sahiden de geliyorlar.Sırtımda bir battaniye ile nehir kenarında bekliyorum.Israrım üzerine, gönlümü hoş tutmak için dibe adam gönderiyorlar.Beni kurtaran koyu renkli adam ise yanımda durmuş, kolları belinde suya bakıyor.Oradan bir şey çıkmayacağına adı kadar emin.Bir kaç dakika önce suya giren adamın aniden sudan fırlayıp el kol hareketleri yapması üzerine kendine olan bu güveninin sarsıldığını görmek çok eğlenceli.Bir kaç adam yardıma koşuyor.Sudaki adama bir zincir atıyorlar.Aradan geçen iki dakika bana sonsuzmuş gibi geliyor.Suya bakmaya gerek görmüyorum.Yanımda duran adamın nefesini tutmasından anlıyorum.İki adam kıyıya sert bir şey bırakıyorlar.Büyük bir sandık bu!Adamla göz göze geliyoruz.

-Şimdi inanıyorsun değil mi?
Adamın gözleri irileşiyor.
-Demin içine bir kızın yüzdüğünü gördünüz ama.Öyleyse....
Beni kenara itip, sandığı açmaya çalışıyor.Artık sesleri duymuyorum.çünkü hatırladım.artık biliyorum......

********************************
Karanlık bir ev.Evin içinde minik bir yatak odası.Aynalı büyük bir gardırop, onun önünde büyükçe bir yatak.Yatağın üstüne bağdaş kurup oturmuş bir kız.Elinde bir gazete.Bu iki gün önce nehre düşen kız.Kirli sarı saçları ve gri gözleri var.Çevresine dikkat etmiyor, tüm ilgisini elinde tuttuğu gazeteye vermiş.



Korkunç Cinayet!

Öldürülüp, bir sandığın içine atılan, sonra da nehre bırakılan bu sandığın içinden çıkan iki ceset hala gizemini korumaya devam ediyor.Biri erkek, biri de kadın olduğu belirlenen bu iki kişinin kimlikleri gizemlerini korumaya devam ediyor.Şu ana kadar kayıp ilanlarından bir şey elde edemeyen polis.....


Kız gerisini okumuyor, gazeteyi kıvırıp bir kenara atıyor.Ve aynaya bakıyor.Gülümsüyor.Karşılık olarak iki yüz de ona gülümsüyorlar. Biri siyah saçlı bir kadın üzerindeki siyah kazak hala göze çarpıyor.Ve diğeri de sarı saçlı bir adam.Kız yataktan kalkıp aynaya yaklaşıyor.

-...Siz de hatırlayın....zamanı geldiğinde....şimdi....bana diğer yeri söyleyin.

Zoraki gülümseyen iki siluetin yüzlerini korku kaplıyor.Sarışın kız eliyle görünmez bir ipi çekermişçesine havada bir hareket yapıyor, aynadaki görüntüler sarsılıyor.Belli belirsiz kafalarını oynatıyorlar.Ve dışarısını işaret ediyorlar.Sarışın kızın yüzüne hiç de masum olmayan bir gülümseme yerleşiyor.

-Güzel....

Ve kız, elinde tutsak olarak bulundurduğu ruhlara, başkalarını da katmak için harekete geçiyor.

**********************************
Demek ki kimlerden yardım istediğimiz çok önemli.Caelo~

Çarşamba, Kasım 17, 2008

Büyük Düello (yok Yıldız Savaşları Değil)



Star'da i. melih gökçek ve Kemal Kılıçdaroğlu 'nun düeloosu hem yorucuydu, hem eğlenceliydi hem de traji komikti.Bir tartışma programında sorunlar tartışılır, hesap sorulur, hesap verilir, her şey ortaya koyulur, değil mi? melihin doğal gaz fiyatlarıyla Ankara halkını soymasıyla ilgili sorulan en ufacık soruları bile cevaplamaktan kaçınan, üstelik doğalgazla ilgili hiç bir sorudan kaçınmayacağını da belirtmiş olan sayın mayın belediye başkanının tutumu tam da kendine yakışır biçimdeydi.HİİÇÇ şaşırmadım.Doğalgazla ilgili her soruyu saptırma adı altında durmadan tekrarladı, her cümlede "sapkın" lafını kullandı, kendisi sapkınlık yapıp karşısındakilere yalancı deyip "şerefli adam yalan söylemez"  lafını da kuyruğuna takıp, en şerefsiz davranışları sergileyen bir adam, bunun için ne demeli ki?ahh nefret ediyorum bu adamdan ya! Kendisine sorulan her soru melih tarafından "konu dışı ilan edilmiştir" ama kendisini sorduğu her tür soru elbette, haşa "konu içidir".Ayy başım döndü bu adamın sözlerini takip ederken...

Dünyanın en pahalı doğalgazına sahip Anakara.Göz göze soyuluyoruz.
Adam hiç bir soruya cevap vermemek için yapmadığı çocukluk kalmadı, ekranın karşısında şaşırmış vaziyette kalakaldım.
Yahu bir insan bu kadar mı çiğ olur.Çocuktan beter bir konuşma şekli var.


-Doğalgazın fiyatı 168 eurodur.Bir dakika, 168 dolardır.
-HAHH! Yakaldım işte yalanınızı, lütfen halkı kandırmayın!

Evvvett, yukardaki ikinci konuşma şeysi elbette melihe ait.Bir tek buna verecek cevabı vardı, onu da sonuna kadar verdi.Verdi veriştirdi.

*********************************
150 dolar ödenmesi gerek sayaçlara neden 300 dolar ödendi?? Hadi cevap be adam!! Dünyanın en pahalı doğalgaz sayacı bize ait.CEVAP VERSENE BE ADAM!!! Ama cevap vermek yerine kendileri su içiyor, kafasını kaşıyor, havaya bakıyor, küfür etmekle etmemek arasında kalıyor.Bu nasıl bir belediye başkanıdır, buradan o adama oy verenleri ben insandan saymıyorum!!

Melih'ten İnciler

"Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp.Bakınız, bu elektronikli sayaç"

Elektronik sayaç ile mekanik sayaç arasındaki dağlar kadar olan farkı anlatıyor.Elinde de örnekleri.

*************
Kılıçdaroğlu'nun sözlerini sürekli keserek araya kaynak yapan melih, kendisi yarım saat öttükten sonra bir lafına karışılır ve "Bir rahat bırakın" der.Bu adam şaka ya! Ve kendisin kazık olarak aldığı sayaçları, Karayalçın dönemindeki "ALINMAYAN" sayaçlarla karşılaştırıp  kendisini savunup, laf cambazlığı yapan adama şaka demek çok hafif bir tabir olurdu, ne yazık ki küfürleri sıralarsam bloğun kapatılma riski varXD

*************
"Yamyam" dediği  adamlara sürekli beyefendi demesi bana hiç samimi gelmediği gibi bu karşısındakini ve izleyenleri ne sanıyor ki?? Enayimiz ya?? Ne kadar samimi olabilir ki, sözde kibar beyefendi !!

Bir kere yolsuzluk lafı daha geçmeden kaçınmaya başlayan bir adamın ben temiz olduğuna inanmıyorum!! Hani yarası olmayan gocunmaz derler ya kendini temize çıkarırmaya çalışrıken battı da ne battı! Umarım battığı yerden çıkamaz -_-

************
Bana göre Uğur Dündar'ın adil yönetimi altında bile, ki hakkaten adil ve oldukça da sabırlıydı, Uğur'un halka seslenereke neredeyse yardım istemesi beni kopardı.melih gökçeği susturmak mümkün olmadı.Ankara halkının nasıl soyulduğunu bir türlü anlattırmadı.Adama bu taktiği kim verdiyse oldukça başarılı bir taktik

-Ya dostum, biz halkı nasıl soyduğumuzu açıklayamayacağız, ne yap et tartışmayı sobete et!
-Tamamdır.Konuşturursam adım yolsuzluklara karışsın, mahkemelere düşeyim emi!

Uğur Dündar'ın yapması gerek şey mikrofonun sesini kesmekti.Yapmadılar.Yazık oldu.Adam resmen konuşmaktan kaçtı.Korkak oynadı.Elbette kaçacak.Cevap verebileceği tek bir doğru düzgün işi yok ki.Buna da şaşırmadım.

************
Ve düeloo burada biter.Aslnda pek bitmedi de


Gata ısı santrali, Odtü, Atatürk kız yurdu gibi syerlerden fazladan para almışlar.Epeyce fazla dolandırılmışlar.Eh başbakanlık konutundan, cumhurbaşkanlık makamından alacak değiller ya, zaten soydukları yerlere bakarsak bu işe şaşırmamak gerek.

Ben bayıldım.Yolmadığım saç telim kalmadı.Yemediğim tırnak kalmadı.Bun adam için değmezdi.Yanarım yanarım şu adamı dinlediğim dakikalara yanarım.Nefretim iyice arttı, böyle bir şey mümkünse tabii.Uğur Dündar'a da gösterdiği sabırdan ötürü buradan saygıyla karşılıyorum.melih gökçeğin rahatça çıkabileceği tartışmalar sadece tek taraflı yaptığı basın konuşmalarıdır.çünkü soru soran yoktur.Bu oturumdan çıkan sonuçlara gelirsek>>

  • Ankara halkının nasıl soyulduğuna dair hiçbir soruya cevap verilmemiştir.Olan ankara halkına olmuştur.Bir de halktan oy almak derdi olmasa biz, halkı, vatandaşı da suçlardı eminim.
  • Bunu izleyen benim gibileri varsa bu açık oturumdan mideleri bulanarak kalkmalarıyla  sonuçlanmıştır.
  • melih gökçek aklına gelen herkese verdi veriştirdi.fakat kendisi hakkında en ufak bir iddiaya bırakın cevap vermeyi, soru bile sordurtmadı.
  • Yalan iddialarda bulunda, Kemal Kılıçdaroğlu hakkında önemli bir iddiada bulundu, Kemal Bey kendisini temize çıkartrken de olayı sabote etmek için bir yazı aldı eline onu okudu.Dolandıran, soyan, yalan söyleyen şerefsizdir diyen melih (onun sözleri aynen), kendi iddialarının tek tek yalan çıkmasını kaldıramadı diye düşünüyorum.Pardon düşünmüyorum, adam benden düşünme yetimi de çaldı yaXD 
  • Halkı soymak dışında hiç bir şeyi doğru düzgün yönetmesini bilemeyen melihin, Uğur Dündar'ın oturum yönetmesini eleştirmesi de ayrı bir olaydı.Taraf tutmamalıymış.Zaten tutmadı da sürenin yüzde doksanı kendisi konuşup geri kalan kısmı da sabote ederek konuşturmayan bir adamın, "tarafsız olun" lafına ben tükürürüm be!Yavaş be....Uğur dündar gayet güzel yönetti, ya da eline fırsat verildiği kadarıyla yönetmeye çalıştı XD
  • Ne oldu? sonuç sıfır oldu.Ankara halkını soymaya devam....
  • Oturum kapatılmış arka plan yazıları geçerken bile melih konuşuyordu, onu göstermemek için kameranın tavana çevrilmesiyle olay bitmiştir.OFF BE!
  • Ve en büyük sonuç ise melihle açık oturuma çıkılmaması konusunda.Sonuçta taktik işe yaradı! Konuşturmadı kimseyi, oh ne güzelHoley

Lütfen başka izleyen varsa yorumlarınızı merak etmekteyim.Ama izlemeyenlerin de canı sağolsun, hiç bir şey kaybetmediler.Hatta kazandılar.Benim ömrümden beş sene kaybettim, kazandığım hiç bir şey yok mesela.melihin ne tür bir cins olduğunu zaten bilmekteydim, burada öğrendiğim tek yeni şey adamın daha ne kadar bayağılaşacağını  yine! görmüş oldum.Pek yeni bir şey olmadı dimi-_- Yazımı okuyanlar için, okuma sabrını gösterdiğiniz için teşekkür ederimMutlu

~Caelo

Salı, Kasım 16, 2008

Karakediler, Karakediler, YESİN Sizi Karakediler!!!




Puhhahauhua.......diye başlanır mı bir yazıya ? Buna yazı demek doğru olmaz, yazımsı desek daha doğru olur.Sözde dindar ama cahil bir zavallının sözüyle yola çıkarak bunu yazıyorum. Mesajını silmeseydim burada yayımlardım, ne yazık ki o dalgınlıkla siliverdim.Ben neymişim ? :Kedikesmeyi seven katil: Kedilerden ne istiyormuşum? Ya bunu söyleyen ve bunun gibi düşünen diğerleri? MANYAK MISINIZ YA? Beni kedi keserken gördünüz mü? Bırakın kediyi severken, beni sokakta yürürken bile görmeyen sizlerin benim hakkında yorum yapmaları saçmalığında en dik alası olmuyor mu? (bu soru değildi, aman bir de yanıtlamaya çalışanlarla uğraşmayayım). Bir kere ben bir canlı kurban etseydim, insanlar dururken neden kedilerle uğraşırdım ki? Kaldı ki kurban ediyorsam bile size söyleyecek değilim-_- Hele zavallı diye nitelendirdiğim insanlar için her seferinde böyle mesajlar yazacak halde hiç değilim.Bu seferkine ilk ve umarım son yazım deme onuruna sahip olurum! Fakat yine de bu sinirli halimdeyken bile beni gülme krizlere sokan arkadaşımıza selam ediyorumSiritiyor Hayatta her şeye sinirlenmemek lazım, gülüp geçmek lazım....

***********************************
-Hişt...Bu akşam x sokağında siyah bir kedi alarmı verilmiştir.Caelo bu senin uzmanlık alanın!
-Tamam abilerim, siz işi bana bırakın.....
-..........(aradan bir kaç gün geçer)
-LAN, bize sana o kediyi kes diye emir verdik di mi? Sen eve alıp besliyorsun? Seni lanet olasıca, tanrı görsün yüzünü!!
-Hayırr, bu laneti hak edecek ne yaptım ben????!! Sadece biraz daha semirsin diye besliyordum!Uygun kıvama gelince kesecektim zaten ühühhhüüü...(böhüğğğğ, ve diğer iğrenç ötesi ağlama efektlerini yapar)
***********************************
Nox Arcana ~ The Black Cat

Hemen yukarda verdiğim linkte Nox Arcana'nın "Kara Kedi" isimli şarkısı vardır.55 saniye olup kedi ciyaklamarı kafanızı şişirip sizi mutlu etmektedir.(Aslında bu şarkı, bir gece ben kediyi kesmeye çalışırken, zavallı kedinin bana küfür etmeyle yalvarma arasında kalan çığlıkları da olabilir, kim bilir-_-)

Eşek şakası bir yana bana eski kedimi hatırlattı bu şarkı.(Hooopp, eski derken? Kesip yedin di miSikici Hadi sizlerin yerine ben sorayım dedim.)Kendisi siyah renkteydi, sokaktan evime almıştım.Vücudundaki yaraları iyileştirmiştim.Sonradan o iyileştirdiğim yerdeki tüyler beyaz çıkmış, kedi siyah beyaz değişik bir cins olmuştuÇimdik Ona benden iyi bakacak bir ev buldum.FAKAT sonradan aldığım haberlere göre bizim kız erkek peşinde evden kaçmışHoley eski sahibine çekmiş işte ne yapsın, ne de olsa çocukluğu elimde geçti^^



Aslında kediler ve karakediler hakkında çok yorum yapardım ya şu an uygun bir ruh hali içinde değilim.Keşke bizim de müslümanlar gibi bir KURBAN BAYRAMIMIZ olsaydı! Hani hiç değilse tanrıya yaranmak, günahlarınızdan arınmak için bir canlının etine ihtiyaç duyduğunuz gibi belki benim de böyle bir şey yapmaya ihtiyacım vardır, ha? İnsan dönüp iğneyi biraz da kendine batırmalı.Satan = Kedi kesen şeklinde inançlar küçükken sizlere öğretilen yalanlardı, kesenler ise satan değil, onlara sadist denir, ve bana bunun gibi bir mesaj daha atacak olan olursa bakınız sadist terimi için o mesajları atan kişilere örneğini çekinmeden bloğumda yayımlayacağım!.(kesen de vardır belki, her guruptan böyleleri çıkar! Eminim müslüman olup kedi kesen de vardır surf işkence etmek için benim bunların hiçbirisiyle işim olmaz) Biraz büyüyün, olgunlaşın da gözümüz gönlümüz açılsın be!

Caelo~

Pazartesi, Kasım 1, 2008

Caeo'dan (Erken) Kurban Bayramı Mesajı

Klasik olması gerekn bayram mesajı>>

Bayramlar, insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının perçinlendiği günlerdir. Bayramlar, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları, barıştıkları, kardeşçe kucaklaştıkları günlerdir. Bayramlar,milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, Kurban Bayramınız kutlu olsun!


Caelo'nun klasik bayram mesajı>>

Bayramlar, insanların birbirlerine olan nefretlerinin ve hasetlerinin doruklara çıktığı günlerdir.Dargınların birbirlerini doğradıkları, dini inançların o dine ait olmayanlarca aşağılandığı ve alay edildiği, millet şurrunun orada burada kesilen hayvanların kanları syesinde canlandığı, kardeşin kerdeşe düşman edildiği gayet kuvettli günlerdir.Hep bir arada, karnımızı,  beynimizi birbirimizi deşe deşe, ve hayatta kalmayı becerebilirsek daha nice böyle dolu dolu bayramlar geçirmemiz dileğiyle.Kurban Bayramınız kutlu olmasın, bana ne be sizin bayramınızdan!


Uyku

Cumartesi, August 30, 2008

30 Ağustos Zafer Bayramınız Kutlu Olsun

Kanal B muhabiri, Afyon'daki Zafer Yolu üzerinde oturan çok saygın vatandaşlarmızdan birine soruyor.
Muhabir-Burada oturmakla ne hissediyorsunuz?
Vatandaş-İyiyik, iyiyik.Herkeş geçiyo burdan....(yazım yanlışı yoktur)

Caelo-.......................  -____-

Evet 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.Ne dersiniz sizce hainler amaçlarına ulaşmadılar mı?Atatürk'ün ve ordusunun geçtiği bir yolda oturan, 86 yıl sonra vatandaşın ağzından dökülen sözlere bir bakın! Lanet olsun bunlara...

****************************************
Sakarya Meydan Muhaberesini  kazandıktan sonra padişah, ingiliz büyükelçisini çağırır;

-Bana bir yardım edin de, şunun kazandığı zaferi hiçe sayalım!

İngiliz büyükelçisi bile şaşırır, bir ülkenin kendi komutanı zaferi kazanır ama kendi padişahı tarafından ne tür dalaverelere maruz bırakılır.

Acaba bu yazıyı okuyanlar kimin torunları merak etmeden duramıyorum.Atatürk'ün ve onun yanındakilerin mi yoksa padişahın çürümüşz yobaz torunlarının mı? Dincilerin mi yani malum onlar tarafından yönetiliyoruz ya!

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun....

**************************************
Hala uzak doğu sanatı heykellerine put diyen ve bana bunları attırmaya çalışan cahil bir halkın içinde yaşıyoruz.İstersen kırk saat onun put değil, bilmem kaç dolar verilip! alınmış bir sanat eseri olduğunu anlat, bir dinci o "put" desin kesinlikle o puttur.Haşa! Biz mi bilcez doğruyu eğriyi, neresinden tutup düzeltelim ki her şey boktan gidiyor.İşte böyle tüm oylar da bu pisliklere gidiyor...

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun....



KAHRAMANLIK


Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,
Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.
Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;
Kahramanlık: saldırıp bir daha dönmemektir.

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık: İçerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

Yırtıcılar az yaşar... Uzun sürmez doğanlık...
Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;
Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:
Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir.
Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.
Bunun için ölüme bir atılış gerektir.
Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

 

Hüseyin Nihal ATSIZ


KOCATEPE


Boz kalpağıyla kar yağmış
Altın saçıyla gün vuran
Bir ulusta kan kaynamış
Bir canlı Kocatepe O.

Ağustos'un sıcağından.
Duruyor tarih içinde...
Nabzı odur, gündüz gece
Vuruyor tarih içinde.

Ay-yıldızı gökte doğmuş
Yerde al kanla yuğrulan
Çaldıran'dan Yavuz ağmış,
Bayrağı öpe öpe O.

Malazgirt'ten de Alpaslan.
Sarıyor tarih içinde.
Alnından onlar öptükçe
Yürüyor tarih içinde.

 


Behçet Kemal ÇAĞLAR


AKDENİZ'E DOĞRU


Eğilmez başımız taç yaptık hürriyeti,
Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...

Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

"Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk;
Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk.

Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız,
Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız;

Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa,
Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa...

Vahşetlere dikilmiş gözlerimiz dumanlı,
Hürriyete susamış yanık bağrımız kanlı;

Çılgınca atılarak şanlı Dumlupınar'a,
Süngümüzden şan verdik coşkun yıldırımlara...

Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,
Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,
Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...

 

Ömer Bedrettin UŞAKLI




Evet Atatürk ve şehitlerimiz, sizler rahat uyuyun.Bizler çok iyiyik merak etmeyin.Herkes geçiyor üstümüzden ama biz iyiyik.Elbet bir gün tüm bu çabalarınızı boşa çıkaracaklar, elbet bir gün hain emellerine ulaşacaklar, bakınız yavaş yavaş derinden gelmediler mi? Çok yakında...  

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun....

*****************************************

"Destansı istiklal mücadelemizi taçlandıran ve Misak-ı Milli hedefinin gerçekleştirilmesine yol açan bu zaferle Türkiye Cumhuriyeti'nin de temelleri atılmıştır. (Dincilere rağmen, tüh ya bak o zaman başaramadınız!)Sayıca kat kat üstün bir ordu karşısında kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, milletimizin birlik ve beraberliğinden, hürriyet ve istiklalinden asla vazgeçmeyeceğini bir kere daha bütün dünyaya göstermiştir.(birlik ve beraberlik mi? Evet padişah başta olmak üzere tam bir bütün içerisindeydik, yahu ingiliz büyükelçisi bile bence daha bir birlik içerisindeydi sen ne diyorsun be?) Milletimizin ortaya koyduğu bu yüksek ruh ve şuur inanıyorum ki her zaman canlı kalacak, yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.(Yok merak etme o ruh çoktan öldü.Yolumuzu aydınlatan şey malesef Atatürk'ün saçtığı, o parlak güneşimizin güçlü ışıkları değil, sizin saldığınız cılız ampul ışığı ile aydınlanıyor.Bu yüzden değil önümüzü görmek, geçtiğimiz yollar bile karanlığa gömüldüler.Devam edin, az kaldı tamamen karanlığa gömülmemize)

Bizler de imkansızlıklar içerisinde büyük fedakarlıklarla kazanılan bu zaferin verdiği güç ve cesaretle demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizi koruyarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesinin ötesine taşımak için çalışmaya devam edeceğiz.(o muassır medeniyetler seviyesine gelmek için ülkeyi bile satarsınız,  eminim bundan.Ne fedakar insanlarsınız! Helal olsun!)
Ne mutlu bizlere ki bugün bu hedefimize her zamankinden çok daha yakınız.(Evet dedim ya yukarda hakkaten çok yakınsınız.) Bu inançla, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kahraman mensupları ve bütün vatandaşlarımızın 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bu zaferi bize armağan eden İstiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet ve şükranla anıyorum." (Umarım bir gün ben de sizleri anma onuruna erişirim, amanasıl anacağım konusunu çok ilri tarihlerde kitaplar zaten yazacak bana ne gerek var)

30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu olsun....



Daha yazacağım çok şey var ama her şeyin de sırası ve zamanı var...Çok yakında!

Yukardaki sözler RTE'ye ait olup, daha ben Türk'üm diyememiş birinin ağzından çıkarsa bana hiç bir şekilde samimi gelmez.Kim bilir içinden neler geçiriyordu da ağzından bunlar döküldü.Öncelikle Atatürk'ün ne kadar şükranla andığını her fırsatta söz eden RTE tabii ki çok samimidir bu laflarında ona bir şey diyemem-_- Fakat boğazlar Anlaşmasını bile hiçe sayıp gemileri geçirtip boğazları açarak bu doğrulara ve Atatürk'e ne kadar sadık ve ne kadar amerikan düşmanı olduğu göstermiş oldu! (eh bu yazıyı okuyup da içindeki ironiyi anlayamayacak kadar küçükler varsa bilin ki bunun adı hainliktir.Bir elli yıl sonra tarih kitaplarında bu zaten yazılacaktır.Fakat o zaman Türk tarih kitaplarında mı yer alır yoksa yabancı devletlerin mi bilemem.Belki ülke yok olmuş bile olabilir.)

Salı, August 12, 2008

Yarad(t)ılış Alternatifleri


Tanrı dünyayı yarattı
Tanrı insanı yarattı
İnsan tanrıyı yarattı
İnsan tanrıyı öldürdü
İnsan dünyayı yok etti ve mutlu oldu

********************
Tanrı dünyayı, sonra insanı yarattı
Tanrı şeytanı yarattı
Şeytan insanı sevmedi, reddetti
Tanrı şeytanı reddetti
İnsan tanrıyı öldürdü
İnsan dünyayı yok etti ve
Tüm suçu şeytana attı

*********************
Şeytan dünyayı yarattı
Şeytan insanları yarattı
Şeytan insandan sıkıldı
Şeytan tanrıyı yarattı ve insanı ona yıktı
Tanrı insanı sevmedi
Tanrı dünyayı yok etti
İnsan şeytandan nefret etti

***********************
Tanrı dünyayı yarattı
Tanrı şeytanı yarattı
Tanrı caelo'yu yarattı
Tanrı insanı da yarattı
İnsan caelo'yu öldürdü
Şaytan caelo'yu aldı
İnsan şeytana kızdı, dünyayı yok etti
Tanrı insana kızdı, insanı yok etti
Tanrı şeytana kızdı, yok etmeye çalıştı
Caelo tanrıya kızdı, görmezlikten geldi
Caelo en sonunda sıyırdı, kendi kendini yok etti
Ardından kaos başladı

***********************
Daha uzar gider.....