Pazar, Nisan 13, 2008
De-Mon (Bölüm 2) ~ Amberle
Not:Hikayede kullandığım resimlerin hikaye ile ilgisi olabiir, olmayabilir de.Bu yüzden o resimlere bakarak ha, işte bu karakter bu olmalı şeklinde yargılarda bulunmanızı önermem onları sadece beğendiğim ve kafanızda belli bir imge oluşsun diye koydum.Benzer de olabilir, yani kafama göre takılcam ben-_-
*****************************
Kolyenin ağırlığı altında omuzları çökmüştü
Göründüğünden daha da ağırdı
Ama aldırmadı De-Mon
Aldırmadı ve kolyeden içine akan kötülüğün de farkına varmadı.
İblislerin şarkılarının gerçekleştiğini fark etmedi
Oysa sadece gülüp geçmişti o sözlere
Ne kadar haklıydılar
De-Mon bunu fark ettiğinde,
Artık çok geçti
Ama o buna aldırmayacak haldeydi.
Yürüdü saatlerce ve hatta günler boyunca
Hiç açlık çekmedi
Boynundaki kolyeye rağmen hiç yorulmadı
Haklıydı, iblisler yalan söylemezdi
Ama söylemedikleri şeylerdi zaten önemli olan
Gorgon, De-Mon'a bir şey yapmayacağını söylemişti
Belki bir şey değil, en azından o topraklara ulaşıncaya dek
Eğer başarısız olursa De-Mon
Gorgon bir ruhun daha kendisine katılmasını sağlamış olacaktı.
De-Mon bunu bilse bile fazla aldırmazdı
Ama belki de tahmin etmişti
Belki de başarısız olacağını asla düşünmemişti
Bir iblisin yardımına gerçekten ihtiyacı vardı
Sonu ne olursa olsun......
-----------------------------------------------
De-Mon günlerce yürüdü ormanı bulmak için.Kısa boyluydu, artık dümdüz değil de engebeli giden yol üzerinde ilerisini görmek için devamlı parmak uçlarında yükselir, fakat bu da yeterli olmadığında hayal kırıklığı yaşardı.Fakat yürüdükçe artık buna gerek olmadığını fark etti.Bir adım daha, ve yine ....İşte görebiliyordu.Yerdeki gölgesi de her geçen saniye uzamıştı.Artık görmek için uzanmasına gerek yoktu.Değişen şey çevresi değildi, kendisiydi.Sadece uzamayı dilemişti ve uzamıştı.Herkesin yapabileceği gibi buna sebep aramadı, çünkü kolyeyi takıyordu.Gorgon'u çağırmaktan bambaşka yetenekleri olduğunu keşfetmesi uzun sürmedi."Az biraz büyü yeteneğin var.Bunu geliştirmen lazım." demişti Gorgon.Ve kendisine bunu geliştirmesi için bir fırsat sunmuştu.O kazadan beri kendini olmadığı kadar güçlü hissediyordu.
Ve ormanı gördü.Bir anda yerden biten bu orman karşısında soluğunu tuttu.Yakınlaştıkça ormanın garipliklerini fark etti.Ormanın başlangıcında durdu.Toprak patika iyice genişleyip bir kaç metre ilerde karanlığa karışıyordu.Ağaçların üstünde garip bir parlaklık fark etti De-Mon.Mavimsi-beyaz ışıklar, sessiz fısıltıları ile ona sesleniyorlardı.Cesaretine rağmen ürperdi De-Mon, ve iblisin uyarısını hatırladı.Görünüşte korkacak bir şey olmasa da tehlikeyi sezmişti.Ne var ki De-Mon iyiliğin gücünü tehlike olarak algılamıştı.Kolyeyi çıkarsa ağaçları oldukları gibi görecekti.Sağa döndü ve orman boyunca ilerledi ta ki büyük nehrin yanına gelinceye kadar.Günlerce süren yoldan sonra yorulduğu hissetti ve oturdu masmavi suların yanına.Gözleri ağryordu, eğildi suya baktı.Masmavi suların yansıttığı gözleri maviydi, zaten esas rengi buydu.Bu yüzden De-Mon, kırmızı renge bürünmüş gözbebeklerini fark edemedi.Onun yerine kirlenmiş yüzü dikkatini çekti.Eğildi, yüzünü yıkadı.Bu yeterli gelmedi.Nehrin slarında yıkanmak istiyordu.Durup duruken böyle bir istek duymasına şaşırdı yine de giysilerini çıkardı, kolyesini de pantolonun en derin cebine yerleştirdi.Kendini masmavi sulara bıraktı.Nehrin yavaş akıntısı içinde yıkandı, fakat yıkadıkça arınmayan kirler vardır, ve De-Mon'un üzerindeki lekeleri çıkaracak su dünya üzerinde yoktu.Yine de rahatlattı bu De-Mon'u çünkü kolyeyi çıkarmıştı.Kuş gibi hafiflediğini hissettiNeredeyse sudan çıkacaktı ki biraz ilerde ağaçların altında duran karanlık bir şekil dikkatini çekti.İzlenmediğinden emindi, öyleyse bu da kimdi?Aklına Gorgon geldi, ama bir iblis insanı kaç defa ziyaret ederdi ki?Kılıcına baktı.Yabancı niyetini anlamış gibi elini kaldırdı, ve gün ışığına ilerledi.De-Mon şaşkınlıktan donakaldı.Karşısında bir şeytan ya da bir düşman beklerken....Suyun içinde olduğunu bile fark etmedi, ayakları yerden kesilmişti ve suya gömüldü şaşkınlıkla.Minik bir kahkaha yükseldi, muzip bir sesti bu.
De-Mon ağzında sula saçarak seslendi.
-Yabancıların yanına, hele yıkanırlarken yaklaşmak sık yaptığın bir şey midir?
Aslında De-Mon çıplaklığında rahatsız duymamıştı sadece bir yabancının bu derece patavatsızlığı karşısında şaşırmıştı.Karşısındaki kızın uzun simsiyah saçları vardı.Üzerinde yerlere kadar uzanan bembeyaz elbisesi ile bir kuğuya benziyordu.Siyah-beyaz bir kuğu.
Yine minik bir kahkaha attı.Belki de De-Mon'un şaşkınlığını yanlış anlamıştı.
-Hayır bunu pek sık yapmam.Sadece bir uyarı aldım, ormana yaklaşan tehlikeli bir varlık hakkında.Sonra seni gördüm.Önce o sensin zannettim.Ama şimdi bakıyorum da yanılmışım.
De-Mon'un gözleri normale dönmüştü.Henüz kalıcı olacak kadar uzun süre takmamıştı kolyeyi.Ve karşısındaki her kimse, kimden bahsettiğini derhal anlamıştı.Giysilerinin arasında duran kolyeyi düşündü.Demek buydu.
-Sen de kimsin?ya da nesin? Bri adın var mı?
-Ben insan değilim.Ama insanım da aynı zamanda.Ben Amberle'yim.Peri ırkından da değilim.Sadece bu ormanın koruyucu ruhlarındanım.İçindeki canlıları korurum.
-Korumak?
-Tehdit olarak gördüğüm her insanı öldürmek!Tıpkı buraya giren şey gibi...." Sustu.O şeye adını koyamıyordu.
De-Mon'un ismini istemesinin sebebi onun gerçekten kim olduğunu öğrenmek istemesiydi ama bu işe yaramadı.Hala kim olduğunu bilmiyordu.Hava kararmaya başlamıştı, ürperdi.Ama bunun sebebi havanın soğuması değildi.Amberle onun bu hareketini gördü.
-Ah senin bazen insan olduğunu unutuyorum.Başkalarından çok farklı gelsen de bana...Garip.Üşüdün sanırım ve ben de seni beklettim.En iyisi..." Demon'un giyinebilmsei için uzaklaşyordu ki şaşkınlıkla adamın sudan çıktığını ve giysilerinin yanına gidip giyindiğini gördü.Evet, çoğu insandan farklıydı, ve Amberle pek insanla karşılaşmamıştı.De-Mon, Amberle'nin kendisi için tehdit oluşturmadığını fark etmişti.En azından ondan uzaklaşana kadar kolyeyi takmamaya karar verdi.
-Senin gibi biri için büyük bir kılıç!Bir sürü insanın kanı var üzerinde, kokusunu alabiliyorum.
Amberle iyice yaklaşmıştı.
-Evet, geçmişte insanlar bu kılıçla öldüler.
-Senin elinde mi?
-Bazıları.
-Sen kimsin peki?
-Ben sıradan bir askerim.Savaşta bana verilen emirlere göre insan öldürürüm, eğer merak ettiğin şey buysa....
Amberle De-Mon'un gözlerine baktı bir süre, gerçeği çekip çıkartacakmış gibi.Sonra gülümsedi.
-Bir an insanları öldüren acımasız bir katil olduğunu düşünmüştüm.Fakat öyle değilsin.Yolculuğun seni bu oraman düşürmüşe benziyor.O halde geçmene izin vereceğim.Ama yoldan ayrılmışsın.Hem de epeyce.Gel seni yoluna geri götüreyim, hem etrafta varlığını sezdiğim tehlikeli yaratıkla yalnız başına yürümemelisin.
Gorgon'un ona söylediği tehlike bu muydu.Orman eskisi kadar tehditkar gelmiyordu hatta daha güzelleşmişti.
Amberle'nin teklifinde bir zarar görmedi.Kadının yolculuğuna ne gibi katkısı olacağını anlamamıştı.Yine de onu reddetmedi.Uzattığı eli tuttu bir süre.Marelle aklına gelmişti.Belki de yolculuğunda kısa bir mola vermesi ve ruhunu eğlendirmesi gereken bir zaman içerisindeydi.Bu fırsatı kaçırmadı.
-Ben De-Mon!
Amberle başını salladı.Ve yola koyuldular....
0 yorum yazılmıştır