« Önceki | Sonraki »

Pazar, Nisan 27, 2008

De-Mon (Bölüm 3) ~ Uyanış

De-Mon  sırtındaki kılıcını indirdi, büyük bir ağacın yanına bıraktı.Kendisi de yorulan bedenini dinlendirmek için yanına çöktü.Derin bir nefes alıp, bıraktı.Saçları terden ve kandan ıslanmıştı, köüt bir kabustan uyanmış gibi hissediyordu.Ama sakindi.Biraz ilerde duran ceset artık ilgisini bile çekmiyordu.Bu ormana gelmemesi gerekiyordu.Evet, onun büyüsüne kapılmıştı bu kesin.Amberle!Fakat büyülü cazibesinden geriye eser kalmamıştı.Kılıcının tek bir kareketiyle bunu yok etmişti.

******************
-Ben De-Mon!
-Değişik bir isim.Bir anlamı var mı?Siz insan isimlerini anlamakta hep zorluk çekmişimdir.
-Sadece bir isim işte.Anlamı olması mı gerekiyor?
-Bilmem...Sence?
-Anlamları yaratan insanlardır.Bir ismin anlamı olmasa da olur, sen bir anlam yüklemesen bile başkaları senin için bunu yaparlar.Bu yüzden...Belki zaman içinde bu isim bir anlam kazanır.

Amberle omzunu silkti.İsimlere aldırmazdı aslında.Ama De-Mon'da ilgisini çeken bir şeyler vardı...Kendisinin rehberlik etmesi gerekirken, De-Mon'u arkasında kalmış, onun gölgesini izlerken buldu kendini.Sabit bakışları vardı, bir yandan ürküyordu bir yandan da o gözleri görmek için yanıp tutuşuyordu.Fakat bunu yapmak yerine, adımlarını izlemeyi tercih etti.

-Bu yol nereye çıkıyor?
Gorgon ona bu yolu takip etmemesi gerektiğini söylemişti.
-Bilmiyorum.Aslında oradan daha önce hiç çıkan olmadı.Sen ilk olacaksın.Bunun cevabını ben veremem.
-Peki neden geldim buraya?
-Çünkü gelmeyi istedin...Bir şekilde buraya girebildin.Nereye gidiyorsun?
-Kimsenin giremediği bir yere gitmeyi istiyordum.
-Doğru yere geldin o zaman.
De-Mon başını salladı.
-Söylemek istemiyorsun.Israr etmeyeceğim.Fakat sana yolu gösteremem artık.Çünkü ben senin rehberin bile değilim.Sen kendi yolunu çizmişsin bile.Beni takip etmiyorsun.O zaman, insan, sen kendi yoluna devam et.
Durdu.De-Mon'da durdu.
-Lanetli toprakları arıyorum.

Amberle yanlış duyduğunu sandı.Bir insan...Bu insan...Neden?
-La...Lanetli topraklar mı dedin?
-Evet.Orası kimselerin giremediği bir yer değil mi?
-Yanlış yoldasın.
-Ne?
-Buradan git!Senin burada işin yok!Lanetli topraklara buradan asla ulaşamayacaksın.Hem..Sen de kimsin..Gerçekte?
-Orasını biliyorsun...Söyle bana oraya nasıl gidebilirim?
-Oraya giremezsin.Canlı olarak giremezsin.
-Fakat girebileceğim söylendi.Nasıl?
-İmkansız!Oraya canlı girmek imkansız.Ölmen lazım ya da....Masum birini öldürmen lazım.Lanetlenmen lazım.Anca öyle!Fakat kim böyle bir cezayı ister ki?
De-Mon'un gözlerine baktı.Dosdoğru kendisine bakıyordu.Aklından neler geçtiğini bilmek ister ki.
"Demek masum birinin ölmesi gerek, öyle mi?Dünyada bu derece masum biri hala var mı?Fakat..."
-Demek öyle...Anlıyorum.
Amberle'nin yanına gitti, setçe kolunu tuttu.
-Söyle bana...Oraya girmenin tek yolu bu mu?Söyle bana!
-Ne cüretle...
De-Mon büyük bir güçle geriye fırladı ve biraz ilerde br ağaca sertçe çarpıp yere yığıldı.
-Ne cüretle bu şekilde davranırsın bana.Senin...senin iyi biri olduğunu düşünmüştüm.Sana bu yüzden rehberlik etmek istemiştim.Ama senin "Lanetli Toprakları" arayacak kadar deli olduğunu anlayamadım.Ama hayır!Oraya gidemeyeceksin.Sonsuza kadar seni bu ormana hapsediyorum!Bu derece kötülüğün dünya üzerinde dolaşmasına izin veremem.

Kulağına gelen kahkaha sesleriyle duraksadı.Hafif bir sesti ama yine de duyabiliyordu.De-Mon gülüyordu.Amberle'nin içinde büyük bir korku kabardı, tüyleri diken diken olmuştu.Hissediyordu...Yine o güç..Fakat..De-Mon kolyesini çıkarmıştı.Ayağa kalktı ve kolyeyi boynunda geçirdi.Kafatası şeklindeki kolye ormanın loş karanlığında uğursuzca parlamaya başladı.
-O sensin?Ama nasıl...Neden?
De-Mon kılıcını çekmişti.Amberle kıpırdamadı bile.Kıpırdayamayacak kadar şok olmuştu.Kılıç göğsünden girip ciğerlerini delerken  fısıldadı.."Gorgon"
-Hayır!Ben De-Mon....
-Seni aptal!Oraya bu şekilde girebileceğini mi sanıyorsun?
-Ne demek istiyorsun?Az önce sen dedin....
Aberle kan tükürdü.Ciğerlerinden yükselen kandan sözleri boğuluyordu.
-Bu yeterli değil.Değil!
Amberle'nin ölümü ani ve acısız olmuştu.De-Mon kendisine yaslanan bu bedendeki sıcaklığın gittiğini hissetti.Onun ölümüyle birlikte orman karanlığa bürünmüştü.Etrafı ölümcül bir sessizlik kaplamıştı.Kılıcını sertçe çekti, Amberle'nin yarasından oluk oluk kan akmaya devam ediyordu.Üstü başı kan içinde kalan De-Mon Amberle'yi karanlık zemine bıraktı.Fakat yol yok olmuştu.Az önce üstünde durdukları geniş toprak yoldan eser kalmamıştı.Lanetli topraklara girmenin bedeli olarak masum birinin canını almıştı, eğer bu şekilde girecekse daha da can almaya hazırdı.

********************
Yerde duran kılıcını aldı, ve tekrar sırtına taktı.Seslenmesine gerek yoktu, biraz ötesinde karanlığın içinden çıkıp gelen adamı görünce şaşırmadı da.Amberle'nin ölümüyle büyü kalkmıştı, böylece iblisler buraya rahatça girip çıkabiliyorlardı artık.

Gorgo yavaş adımlarla De-Mon'un yanına geldi ve durdu.İhtiyatlı gözlerle ona bakıyordu.De-Mon kendisine rakip olmadığı için mutluydu, zamanı gelince kendisinden daha da güçleneceğini hissetmişti.Daha şimdiden Dünya üzerindeki en güçlü ruhlardan birini öldürmüştü, her ne kadar şansı yaver gittiyse de bu yabana atılacak bir durum değildi.
-Yapman gerekeni yap, ve bana yolu göster.

Gorgon başını salladı.İki adam, biri iblis ve diğeri de iblisin uşağı yola koyuldular.Ama gerçekte kimin uşak, kimin iblis olduğunu merak etti Gorgon.


--------------------------
--------------------------
Amberle'nin ölümüyle birlikte ormandaki yaşam da sona ermişti.Toprak zehirlenmiş, ağaçlar ölmüş, sular kirlenmiş ve ormandan beslenen canlıların yaşamı sona ermişti.Güneş batarken sular artık eskisi gibi mavi renkte parlamıyor, tıpkı Amberle'nin yere dökülen kanları gibi kırmızı renkte akıyordu.Orman insanlara görünür olmuştu.Bu katliamı takip eden yıllar içinde insanlar gelip buralara yerleştiler ve orman yavaş yavaş sonuna kadar tüketildi.Bir zamanlar burada yaşana koruyucu ruhun varlığına dair tüm kanıtlar birer birer yok edildi ve en sonunda tamaen unutuldu.

Amberle
Ormanlrı koruyucusu
Bir insan değildi evet ama,
Duyguları fazlasıyla insaniydi
Vücudu topraktan yapılmıştı
Bu cansız vücuda hayat verebilmek için
En saf duygular dolmuştu içine.
Bu yüzden herhangi birinden daha insandı o.
Duyguları da ona göre fazla insani, hassastı
Amberle'nin en zayıf yeri kalbiydi.
Öldüğünde ve bedeni toprağa karıştığında
Bir mezarı bile olmadı
Tek başına, sevdiği tek yer olan ormanın zemininde
Çürüdü gitti, insanlardan uzakta.
Onu hatırlayan bir kaç kişi de zamanla ölünce
Ve insanlar ormana yerleşip öldüğü yere evler kurunca
Tamamen unutuldu ve insanlar
Merak ettiler
Neden günbatımında
Nehirin kan kırmızısı aktığını ve
Çanların neden üçer defa çaldığını
Çünkü nehir ve rüzgar hala
Onu hatırlıyordu
Onun için şarkılarını söylüyorlardı
Duyanlar için
Amberle'nin şarkısıydı bu.....

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır