« Önceki | Sonraki »

Pazar, Mayıs 18, 2008

De-Mon (Bölüm 4) ~ Geçmişten Gelen

 

 

 



Her kolyenin ve simgenin kendine has özellikleri vardır.Bu kendine has özellikler içerisinde bile değişmeyen tek bir şey vardır; o da kanatlardır.Şeytanların ve iblislerin dünyasında kanat, düşmüş ve lanetlenmiş meleğin simgesidir.Bu kanatla birlikte belirtilen diğer simge de, iblisi simgeler.Yukardaki Gorgon'un simgesi olan ve şimdi De-Mon'un boynunu süsleyen kolye gibi.Tam ortada bulunan kafatası Gorgon'un ölümcül gücünü ve sonsuz yaşamını simgeler, yana ve aşağı doğru açılan yarı melek yarı yarasa kanatları da düşmüş melek olan baş şeytanı akla getirir.Kanatların aşağıya doğru bakması şeytanın evine yapılan ufak bir anmadır.(Eğer bu gönderme meleklere yapılıyorsa kanatlar yukarı dönmüş şekilde belirtilir.)

Bu kolyeden yayılan güç çoğu insan tarafından görülemez, sadece bazıları tarafından kesin olarak görülebilir.Ama duyuları neredeyse sıfırlanmamış her insan tarafından hissedilir.Bu kolyeden yayılan güç kötüdür, güçlüdür, ve herkesi etkililer.Onu bu denli güçlü yapan şey, Gorgon tarafından yapılmış olmasıdır, cehennemin alevlerinde yapılan bu kolye, içinde saf kötülükleri barındırır.Bu kolyeyi takan her kimse, daha önce ne olduğu önemsiz, saf kötülüğün eline düşer, ve yavaş yavaş ya da hızlı bir biçimde değişime uğrar.Ve zaman içinde sahibine hayal edemeyeceği güçler verir.Ne gibi güçler mi?Onu da zaman içinde De-Mon'un keşfedip bize anlatacağını umuyorum.

*********************************
De-Mon'un Amberle'yi öldürmesinin üzerinden günler geçmişti.İki gece üç gün yürüdükten sonra nihayet bir gündoğumu sırasında ormanın sonuna ulaşmıştı.Önünde uzanan dümdüz ovaya bakıp iç geçirdi.Ne bir ağaç ne bir ev ne de insan yapımı bir yol görünüyordu.Kolyesini tuttu ve sessizce mırıldandı;
-Beni nasıl bir yere getirdin Gorgon?Ne yapmam gerekiyor?
Tek duyduğu ses rüzgarın kulaklarındaki hafif melodik sesiydi.Hafifçe iç geçirdi, ve büyükçe bir ağacın dibine oturdu.Ne tuhaftı ki bunca zaman hiç bir şey yememişti ve en ufak bir açlık çekmiyordu.Çantasında taşıdığı yiyecekleri çıkardı.Kurutulmuş etler, kuru meyve ve sebzeler ve elbette hayatın vazgeçilmez maddesi olan su.Yüzünü buruşturdu, yiyecek torbasını kendinden uzağa fırlattı.Kokularını almak bile midesini bulandırmıştı.Kılıcını indirdikten sonra arkasına iyice yaslandı, uzun bacaklarını ileriye uzattı, gözlerini kapadı.Hiç uykusu yoktu, sadece birazcık dinlenmek istemişti.Göz kapaklarının ağırlaştığını hissetti.Kısa sürede hafif şekerlemesine dalıp gitmişti.



Kendisini uyandıran şeyin ne olduğunu bilmiyordu, sadece hafif bir sarsıntı hissetmişti.Gözlerini açtığında boylu boyunca yere uzandığını fark etti.Üzerindeki kıyafet kadar simsiyah bir gökyüzüne bakıyordu.Her an yağmur yağacakmış gibi bulutlar kaplamıştı her tarafı.Doğruldu.Küçük bir koruluğun içinde, bir kilisenin kapısının önündeydi.Buraya geldiğini hatırlamıyordu.Ayağa kalktı ve istemsiz bir şekilde kolyesine uzandı.Şaşkınlıkla kolyenin yerinde olmadığını fark etti, ne kolyesi ne de kılıcı yanındaydı.
-Gorgon?
Gorgon'un kiliseyle işi olmayacağını bilse de seslendi.Cevap olarak bir kahkaha sesi kulaklarında yankılandı.Rüzgarın taşıdığı bir ses gibi, etrafında yankılanarak, azalıp çoğalarak De-mon'u sarmaladı.Küçük bir kızın gülüşü gibiydi.Ses kiliseden geliyor olmalıydı, sert tahta kapyı itti.Mnteşeler gıcırdayarak içeriye doğru açıldı.Kapının sesini bekliyormuş gibi, kahkaha sesleri birden yok oluvermişti.Şimdi tek yankılanan ses De-Mon'un tahta zeminde yürüken ayakkabılarından gelen tok seslerdi.
Kilisenin içinde birinin varlığını hissettiğinde yolu yarılamıştı neredeyse.Sıraların en ucunda karanlık bi figür.Baştan aşağı siyah pelerinin içinde kaybolmuştu, yüzü zar zor seçilebiliyordu.De-Mon'un kendisini fark ettiğini görnce yavaş adımlarla ona yaklaştı.Herhangi bir silah taşımamasına rağmen De-Mon ondan yayılan güçle geriye sendeledi.Tek isteği oradan uzaklaşmaktı, bu figür kabuslarından bile daha korkunç geliyordu ona.Siyah pelerinli gizemli figür aralarında bir metreden az bir mesafe kalınca durdu.Elini başına götürdü.De-Mon istemsiz bir şekilde elini kaldırdı, gelecek herhangi bir saldırıya karşı kendini korumaya çalışıyordu.Fakat karanlık şekilin tek yaptığı pelerinin başlığını indirmek oldu.De-Mon nefesini tuttu
-Sen...Ama...
O kahkaha sesleri yeniden yankılandı, bu sefer beraberinde çeşitli görüntülerle.Bir sirk panayırı.Akşam şenlik ateşlerinin çevresinde mutlu mutlu dans eden insanlar.Ve çevresinde tıpkı diğer insanlar gibi dans eden bir kız.On beş yaşlarında.
-Sen.....!Nasıl...
Pelerin başlığının altında De-Mon'un görmeyi düşüneceği son kişi vardı.Marelle!Boyunun uzaması dışında neredeyse hiç değişmemişti.uzun kahverengi saçları, pelerinin kıvrımları arasında kaybolmuştu, uzun, incü bir yüzü ve ona bakan yemyeşil gözler!Daha dikkatle bakınca tek değişen şeyin boyu olmadığına karar verdi, eskiden neşe saçan gözleri donuklaşmıştı, De-Mon kızın kendisine mi baktığını anlamıyordu.Marelle konuşmayınca De-Mon sessizliği bozmaya karar verdi
-Marelle..Sen, nasıl geldin buraya?Ben neden burdayım peki?
Kız yine aynı donuk gözlerle kendisine bakıyordu.
-Marelle!Neyin var senin?
Yanına gitmek istedi ama Marelle elini uzattı, durdurdu onu.
-Neden getirdin beni buraya?
De-Mon şaşırmıştı.
-Neden bahsediyorsun sen?Buraya nasıl geldiğini hatırlamıyor musun?Bu çok garip...O zaman bu sen olamazsın.
Marelle'in gözyaşlarını görünce duraksadı.Kız ağlıyordu.Gözlerindeki donuk bakışlar gitmişti.
-Neler oluyor?Hey, ne olu-
Marelle koşup De-Mon'a sarılmıştı.De-Mon'un kulaklarına yine kahkaha sesleri geldi ama deminki gibi çocuk kahkahaları değildi bunlar.İnsan seslerine benzemeyen bu kahkalar, sert ve alaycıydı.
-Haldon, kurtar beni!
Bu adı duymayalı epey zaman geçmişti.Kıza sarıldı.Siyah pelerinin altında sarsılan bedenini hissedebiliyordu.Cevabı duymaktan korkarak fısıldadı;
-Neyden kurtarayım seni?
-Onlardan!
Eliyle etrafını gösterdi.hiç bir şey göremedi De-Mon.
-Bu seslerden mi?Kim bunlar Marelle!Ben kimseyi göremiyorum!
-İblislerden!Beni yine almaya geldiler!Haldon, uzaklaştır onları.
-Ne iblisi?Seni almak mı?Ama seni nasıl alabilirler, sen eğer..Eğer....Hayır, olamaz!Marelle sen...
-Kız başını kaldırdı, De-Mon'un gözlerine baktı.
-Evet.Ben öldüm.Bundan yaklaşık iki buçuk sene önce.Beni bıraktığından beri.....Beni almaya geldiler.bırakma beni onlara!
De-Mon bacaklarının tutmadığını hissetti.Kollarında kızla birlikte dizlerinin üzerine çöktü.Tepesinde duran İsa figürüne baktı.Sanki cevap ondaydı.
-Sen intihar ettin.
Kız başını salladı.
-Evet.
-Neden Marelle?Neden?Seni ben kurtaramam!Kurtaramam çünkü ben zaten lanetlendim.Kendi isteğimle masum birinin canını aldım.Şimdi başkasını ben nasıl kurtarırım?Yapamam....yapamam...

Kıza sımsıkı sarıldı.Yüzünü saçlarının içine gömdü ve öylece kaldı.Kilisenin içindeyken
 şimdilik güvencedeydiler.Fakat sonsuza kadar burada kalamazlardı.

************************************
İki lanetlenmiş ruhtular, kurtuluşu birbirlerinde arayan
Kanayan ruhları, acı içerisinde bin pişman
Biri intiharı seçmiş, sevdiğinin acısı içinde
Diğeri elini masum birinin kanıyla lekelemiş, kanı daha kurumamış ellerinde
Cehennemin kahkası yankılanırken çevrelerinde
De-Mon sarıldı kıza sımsıkı burakmamacasına
Fakat oda bir ölüydü artık, belki kendisi de
Kimin daha canlı olduğuna karar veremedi De-Mon
Kararsızlığın pençesinde kıvrandı durdu aklı, aklında binbir düşünce
Gorgon uzaktan kıvrandı acısıyla
Yardım edememenin, kolyenin yokluğuyla
Çünkü anlamıştı artık
O kadar elde etmeye çalıştığı insanın
Ellerinden kayıp gitmek üzere olduğunu
Bir tek kararına bağlıydı
Yüreğinden kopup gelecek tek bir karara

************************************
Bu bölüm hakkında özel bir yorum yapmak istiyorum.Öncelikle Lanetli Topaklara girebilmek için Amberle'yi öldürebilmiş bu karakterin Marelle'i kurtarmak için tereddütte kalması bana çok eğlenceli geldi!Onun karakterindeki gibi birisinin anında çekip gitmesi gerekirdi, tıpkı daha önce yaptığı gibi(Bakınız: De-Mon'un geçmişi bölümüne).Gerçi Amberle'yi öldürdüğünde kolyeyi takıyordu ama bu onu masum biri yapmıyor ne yazık ki!Acaba Marelle'i kurtaracak mı ben de merak ediyorum!

 

 

 

 

 

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır