Perşembe, Şubat 21, 2008
Deniz ve Gökyüzünün Arkadaşlığı

Zamanın başında gökyüzü ile deniz birbirleri ile arkadaştılar, saniye ayrılmazlardı hani derler ya aralarından su sızmazdı.Birlikte doğmuşlardı, birbirlerini bilirlerdi ve severlerdi.Renkleri bile aynıydı, açık bir mavi...Öyle bir maviydi ki denizin derinliği ne olursa olsun her şey görünürdü; tipteki kayalar, mercanlar, bunların arasında yaşayan milyonlarca deniz yaratığı..Hepsi de neşe içinde gökyüzünü selamlardı, ve buna karşılık olarak gökyüzüde kendi sırlarını denizlere açmıştı.Öyle ki Güneş tek bir gün bile parlamamazlık etmemiş ve canlılara hayat veren ışığını denizler üzerinden çekmemişti.Kuşlar ile yunus balıkları birbirleriyle yarışırcasına biri denizden diğeri de gökyüzünden çılgınca maceralara atılırlardı.Herkes bundan öylesine menundu ki, her şey o kadar yolunda gidiyordu ki kimsenin aklına bu dostluğun bozulacağı gelmezdi.
Fakat bir gün deniz kendi derinliklerini yavaşça kapamaya başladı.Güneşin parlak ışıkları canını yakmaya başlamıştı, fakat en iyi dostuna bunu söylemek istemiyordu.Fakat gökyüzü bunu fark ettiğinde şaşırdı.Açıklamasını istedi, denizin hastalandığını zannederek telaşlanmıştı.Fakat deniz hiç bir şeyi olmadığını söyledi ve niye sırlarını artık gökyüzünden sakladığını söylemedi.Gökyüzü bundan çok alındı, dostların birbirine güvenmeleri gerektiğini unutuvermişti.Bir şimşek yollayarak denizi aydınlatmak istedi, başaramadı.Deniz şimşeğini geri itmişti.Artık aynı rente bile parlamıyorlardı, Gökyüzü hala açık maviyken deniz gittikçe koyulaşıyor ve daha da içine kapanıyordu.Bu atışmalar uzun yıllar sürdü ta ki bir gün gökyüzünün aklına dahiyane olduğunu düşündüğü bir çözüm gelene kadar!Cevabı çok basitti, niye güneşi kullanarak denizin tüm sularını kurutmuyor, böylece ondan ne gizlediğini de öğrenebilirdi.
Bulduğu bu çözümden sonra güneşin tüm parlaklığını denize yöneltti.O kadar çok sıcaktı ki deniz acı çekmeye başladı.Günden güne kuruyarak eridiğini hissediyor ama inatla gökyüzüne ve gneşe karşı koymaya çalışıyordu.Fakat başka bir şey daha ortaya çıkmıştı, güneş o kadar suyu buharlaştırmıştı ki gökyüzünden değişmeler başlamıştı.Önce yumuşak ve bembeyaz olan bu oluşumlar zamanla çoğaldı, ve birikti.Bunlar buluttu ama ne deniz ne de gökyüzü bunu bilmiyordu.Büyüdükçe gökyüzü ile deniz birbirinden iyice ayrılmaya başladılar, araya aşılmaz bir geçit girmiş gibiydi.Büyüdükçe karardı ve karardıkça büyüdü.En sonunda tamamen dünyayı örttü ve şiddetli fırtınalar o zaman başladı.Gökyüzü yukarıda çok sakinken aşağıda neler olduğunu göremiyordu.Fakat gelen seslere bakılırsa yoğun bir fırtına yaşanıyor, şimşekler çakıyordu.Güneşe derhal saklanmasını söyledi ve gökyüzü karardı birden.Güneş gidince fırtına da dindi ve bulutlar yavaşça ortaya çıktı.Gökyüzü yarattığı vahşeti görünce üzüldü.Her yer birbirine girmiş, binlerce tür yok olmuş, deniz kan ağlıyordu.Gökyüzü ağlamak, özür dilemek istedi ama kendisini suçlu da görmüyordu.Denizin özür dillemesini bekledi fakat bu asla gerçekleşmedi.Deniz susmuştu.Sonsuza kadar hem de...Kendisini de derinlere saklayarak gözden gizlendi ve gökyüzünden uzaklaştı.Gökyüzü de sessizce uzaklaştı fakat anlamıştı, orasının neden karanlık olduğunu...Orası gizlenme yeriydi onun, hiç dokunulmaması gereken.O da kensini karartmaya karar verdi fakat tamamen gizlemedi de.Günün yarısında güneşle birlikte uzaklaşıyor ve yerini ay ile yıldılzlara bırakıyordu.O günden beri bir daha renkleri asla aynı olmadı.Rüzgar ne tarafa esse dalgalar inadına ters tarafa estiler...Kuşlar ile balıklar birbirne düşman oldular, kuşlar onları yemeye ve balıklar da onlardan kaçmaya başladılar.Öç almak için de dalgalar deniz kuşlarının yuvalarını dağıtmaya başladılar.İştre böyle...Taa o günlerden süregelen bir düşmanlık...Kimi zaman dost görünseler de aslında birbirlerini hiç sevmezler!Aralarına koydukları ufuk çizgisi bunun en büyük kanıtı değil mididir?
Caelo~
0 yorum yazılmıştır