« Önceki | Sonraki »

Cuma, Mart 28, 2008

Kanlı Nehir



Konoho Köyü'nde gece yarısını biraz geçmişti.Köyün girişinde nöbetçiler dikkatle etrafı gözlüyorlardı.O gece olağanüstü bir şeylerin olduğuna dair bir haber henüz ulaşmamıştı kimseye, yoksa köy birinci dereceden alarma geçerdi.Caelo kapıya yaklaşırken nefesini tuttu, aslında korkmasına gerek yoktu, sonuçta köyden çıkan sıradan bir ninjaydı, belki bir görev için belki de ufak bir gezinti...Pelerinin başlığını kafasına geçirdi, geçerken nöbetçi ninjaların başlarıyla selam verdiklerini gördü.Eğildi hafifçe, ve yüzünde tatlı bir gülümsemeyle... "Aptallar!" Tam zamanında kaçmıştı sabaha kalsa buradan çıkması epeyce zorlaşacaktı.

Köyü arkasında bırakıp sık ormanlara daldığında nereye kaçacağını düşündü..Nereye gidebilirdi ki?Artık her yer onundu, hem özgürdü hem de hiç olmadığı kadar tutsak.İstediği yere gidebilirdi ama her zaman arkasını kollaması gerekecekti.Ne yapmıştı ki bu gece?Hokage'nin yanına gitmişti.Gitme amacı belliydi.Aralarında geçen son diyalogları düşündü.

**************************
-Neden Caelo? Neden yaptın bunu?Sen benim en sadık ninjamdın." Hokagenin ağzındaki kanlar konuşmasını engelliyordu.Tükürdü, ayağa kalkmak istediyse de kırık bacakları buna mani oluyordu.Caelo kılıcının sapıyla hokagenin suratına vurdu, adam odanın içinde savrulup duvara çarptı.
-Kes sesini!
Sonra Hokage'nin dolabına yöneldi burada yığınla parşömen vardı.Çantasını açarak içine bunları doldurmaya başladı.Hokage zayıf bir sesle konuşmaya devam ediyordu.
-Yapma!Bu kadar cani olamazsın!Onlar bizim köyün sırları, alamazsın onları...ahhhh!
Caelo kılıcını kalbine saplamıştı.Hokage şaşkınlıkla içine giren kılıca bakıyordu, sonra gözleri yavaşça kapandı, yana devrildi.Caelo, bir kaç saat içinde çürümeye başlayacak bu bedene baktı, ve hiç bir şey hissetmediğini fark etti.Sonra işine devam etti.bunlar yasak jutsuların bulunduğu parşömenlerdi ve hemen hepsini almıştı.Şimdi köyü, herkes neler olduğunu öğrenmeden terk etmesi gerekiyordu.
****************************
Caelo ormanda küçük bir mağaranın içinde dinlenmeye karar verdi.Güneşin doğmasına az kalmıştı.Gündüz seyahat etmeyi düşünmüyordu, çünkü her tarafın aranacağını biliyordu.Mağarada saklanırken parşömenlerden bir iki tane jutsu öğrense fena olmayacaktı.
--------------------------------------
.
.
.
.
-Neeee?
-Kim yapmış ki bunu?
-Olamazzzz!
-Caelooooooooooooooo!!!!

Köyde bu tarz sesler yankılanırken gözyaşları ve çığlıklar birbirne karışmıştı.Hokageleri ölmüş ve yasak jutsuların kaybolmuş olduğunu gören köy halkı paniğe kapılmıştı.Kakashi ve ekibi özel olarak Caelo'yu geri getirmekle görevlendirilmişti
-Hepiniz dikkatli olun, her şeye rağmen karşımızda bir Kage katili var, gardınızı indirmeyin.
-Ama o...Bunu yapamazz!Benim tanıdığım Caelo, bırak Hokage'yi öldürsün, bir sineği bile incitemez.
-Sasuke "İnsanlar değişir Naruto, bunu en iyi senin bilmen lazım"
Naruto yumruğunu sıktı.Kakashi devam etti
-Şimdi dörüdümüz ayrılıp dört yana gideceğiz.Diğer ninjalarda bize sonra katılacaklar.Eğer biriniz Caelo'yu bulursa derhal bana bir işaret yollasın.Hemen gelirim.
Dördü de ayrılıp hızla Caelo'yu aramaya başladılar.Fakat Sasuke onun nereye gittiğini biliyordu.Diğerlerinin aksine son derece emin adımlarla ormanın içlerindeki o mağaraya yöneldi.Yarım saat sonra mağaranın girişimdeydi.

--------------------
-Caelo!
Sessizlik...
-Caelo, benim Uchiha Sasuke.Çıkabilirsin.
Mağaranın ağzında bir gölge belirdi ve en sonunda Caelo çıktı dışarı.Buz gibiydi gözleri.Elinde uzun kılıcını tutuyordu.Sasuke sakince kılıca baktı.
-Başkası olduğumu mu düşünüyorsun?
Caelo cevap vermedi, kılıcını havaya  kaldırdı.
-Ben Sasuke'yim.
-İspatla o zaman.

Sasuke'nin siyah gözleri kırmızıya döndü.Sharingan'dı bu.
-Evet?Bu yeterli mi?
Caelo iki yana başını salladı.
-Hayır, Kakashi'nin de sharingan'ı var o olmadığın ne malum.
-Kakashi seni bulmuş olsaydı emin ol şimdiye kadar ölmüştün.

Caelo tereddütte kaldı sonra kılıcını indirdi.
-Al şu parşömenleri de gidelim.
-ama beklememiz gerekmiyor mu?Hava kararınca daha güvenli olmaz mı?
-hayır, Kakashi bir yana diğer ninjalar da aramaya başlarlarsa işimiz iyice sarpa sarar.Daha önce anlaştığımız gibi olabildiğince uzaklaşacağız sonrasına bakarız.

Caelo çantasını omzuna attı.Çantada kurumuş kan lekeleri vardı, Hokage'nin kanı.
-Nasıl başardın?Hokage'yi nasıl öldürdün
-Basit.Bu köydekilerin zayıflığı, insanlara fazla güveniyorlar.Sevdiği birinden bu saldırı beklemediği için hazırlıksız yakalandı.Peh..Bir de Hokage olacak.
Sasuke yorum yapmadı, Caelo'ya bakan gözlerinde bir an yoğun bir nefret belirdi, bir saniye sonra ise normale dönmüştü.
-Gidelim.

Ormanın içinde hızla ilerlemeye başladılar.Neredeyse hiç mola vermediler.Sadece  su içmek için bir iki dakikalığına durdular o kadar.Akşama kadar ormandan çıkmış ve büyük bir ovaya ulaşmışlardı.Sasuke durdu.
-Buradan biraz ileride bir şelale olacak.Oradan itibaren Konoho Köyü'nden tamamen ayrılmış ve güvende olacağız.
Caelo gülümsedi "En nihayet, başarmışlardı."
-Biliyorum.Haydi gidelim.
Eskisinden de hızlı bir şekilde koşmaya başladılar.İşte şelale oradaydı, ılık suların havadaki kokusunu alan Caelo için bu özgürlüğün kokusuydu aynı zamanda.Sasuke'ye baktı, onun da aynı şeyleri hissedip hissetmediğini merak etti.
Nehir, büyük taş kayalıkların arasından çoşkuyla yüz metre aşağıdaki büyük bir göle akıyordu.Sasuke nehirin yanına gelince zıpladı, karşı kıyıya adımını bastı.Caelo'da onu takip etti.Tam nehrin döküldüğü yerde, büyükçe bir kayalığın üstünde duruyorlardı.
-Başardık!
-Evet!Fakat tek bir sorun var, sen kaybettin.
Caelo, Sasuke'nin ne demek istediğini anlamadı önce.Hem kılıcının Sasuke'nin elinde ne işi vardı?Peki neden üzerine doğru geliyordu?Kılıcını neden göğsüne saplamıştı?Hem canı neden bu kadar yanıyordu?Bu soruların cevaplarını merak ediyordu.Burnundan ve ağzından kanlar fışkırdı.Sasuke'nin kılıcı tutan elini tuttu, yere yığılmamak için.
-Neden?
-Hıh...Bir nedeni yok aslında.Yanımda beni yavaşlatacak bir ninjaya ihtiyacım yoktu.
-Ama parşömenler....o-on-onları ben aldım!Senin yapamayacağın şekilde.
-ah evet, parşömenler
Caelo'nun sırtından çantasını çekip aldı.
-Sana minnettarım ama buraya kadar minnettarlığım.Kusura bakma Caelo.

Caelo'nun elini çekti, tutunacak bir yer bulamayan caelo, kayalığın üzerine düştü.
-Nasıl yaparsın bunu?Sana...sana nasıl güvendim ben!
Sasuke sırtını dönerek uzaklaşmaya başlamıştı.Durdu.Konuşurken başını çevirmemişti bile.
-Senin de dediğin gibi Caelo.Sevdiğin birinden gelen saldırılar en başarılı olanlardır.Sen beni seviyordun ama ben seni sevmiyordum.Aslında senin için hiç bir şey hissetmiyorum.Tek umursadığım şu anda şu parşömenler.Sen de bana bunu sağladın.Bir araçtın sadece, kullandım ve şimdi de atma zamanı.Güle güle Caelo, bir daha görüşeceğimiz sanmıyorum.Hatta şu ana kadar ölmüş olmalıydın.

Demek tüm amacı buydu.Benim sevgimi kullandı ve şimdi elinde öyle jutsular var ki kimse durduramaz onu artık.ah, Kakashi sen bile durdurmazsın onu...Ne yaptım ben!

Son nefesini verirken gördüğü son şey uzaklaşan Sasuke olmuştu.Caelo'nun yarasından sızan kan, nehire karışıyor ve mavi rengi hafiften kırmızıya boyuyordu.Özgürlük olarak nitelediği nehrin yanında, onun kokusunu yeterince alamadan  can vermişti.

************************

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır