« Önceki | Sonraki »

Cuma, Aralık 19, 2008

Kayıp Ruhlar

Bir şarkıdan etkilenerek yazdığım öylesine bir yazı^^ Bir anlam teşkil etmemektedir, aklıma ne geldiyse yazdım.Merak edenler için söyleyeyim hemen, Nox Arcana'nın bir şarkısıdır.

******************************

Bizimle gel...Hemen şimdi...Hatırla...Geri gel...Sözünü tut...Kurtar bizi...

-Hey, şu sesleri duyuyor musunuz?
-Ne sesi?
-Ben bir halt duymuyorum!
-Kulağımın dibinde birileri gel, mel falan diyor.Duymadığınıza emin misiniz?
-Eyvah bizimki iyce sıyırdı....
-Yok yok sen devam et^^ Belki bir gün duyarız.

Her gün yürüdüğüm köprünün üstünden geçerken kulağımda yankılanan bu sesler.Sağ tarafta akan nehrin çoşkulu sularının sesleri arasında belli belirsiz işitiyorum.İşin asıl ilginci sanki hiç kimse onları duymuyormuş gibi yollarına devam ediyorlar.Köprünün altına inen küçük bir merdiven var, oradan iniyorum.Köprünün duvarı ile nehir arasında kalan ufak bir patika var.Nehir tarafına küçük, paslanmış bir korkuluk koymuşlar.Minik bir tünel havası veriyor, ürkütücü fakat kendine çeken belli belirsiz bir cazibesi de yok değil.Kocaman adımlarla girdiğim bu yerde ayaklarım kendilerini istemsizce dizginliyorlar.İşte yine o sesler başladılar...

Bizimle gel..Hemen şimdi...

Sanki duvarlar arasında yankı yapıyorlar.Fakat seslerin yoğunkaştığı belli bir yer var.Nehrin çamurlu sularına eğiliyorum.Hava bulutlu olduğu için kendi yansımam gözükmüyor.Nehrin dibini görmek imkansız.Yine de seslerin oradan geldiğine yemin edebilirim.Belli belirsiz bir ürperti beni çok ani yakalıyor.Kendi kafamdan sesler duymak bir yana, bu seslerin nehir yatağından geldiklerine de inanacak değilim heralde.Çantama sıkıca sarılıyorum.Tam ayrılıcam gözüme belli belirsiz bir şey takılıyor.Çok hafif...Suyun üzerinden akıp geçen bir siyahlık.Belki de nehrin akıntısına kapılıp giden bir eşyadır.Tekrar suya yaklaşıyorum.Eğiliyorum.O siyalık hala orada.Derinlerde, belli belirsiz.Net görebilmek için iyice yaklaşıyorum.Burnum neredeyse suya değmek üzere.Kulaklarımda ani bir ses yankılanıyor

...HATIRLA....

Sudan bir el çıkıyor ve yakamdan tutuyor.İşte bu kesinlikle beklemediğim bir şey.Minik bir el bu, yosunlarla kaplı, çürümüz bir ten.Bir zamanlar titizlikle bakıldığı belli olan, şimdi ise kırıklarla dolu tırnaklar bu elin sahibinin bir kadına ait olduğunu söylüyor.Hafifçe sıyrılmış, küf kokan siyah bir kazak giyiyor.O an zaman bana yavaşlamış gibi geliyor.Tüm bu ayrıntıları görebiliyorum.Havadaki kuşun kanat çırpışları yavaşlıyor, ondan kopan bir tüy başımın üstünden yavaşça akıp gidiyor.Araba gürültüleri duruyor, insanların ayak sesleri iyice yavaşlıyor.Tek durmayan şey sanki kalbimin sesi.Aynen, tekdüze çarpmasına devam ediyor.Belki çok hızlıdır da bana yavaş geliyordur.Ve nehrin sularının giderek yaklaştığını fark ediyorum.İçine gömüldüğümde asıl nehre yaklaşnın ben olduğumu anlıyorum.Düştüğümde zaman normal akışına geri dönüyor.Bir el hala yakama yapışmış gibi beni dibe çekiyor.suyun rengi çok bulanık, buz gibi.Hiç bir şey göremiyorum.Çamurlu ve balçık dibe değiyorum.Bir kaç saniye içinde kanım içeri çekildi, hareketlerim yavaşladı.Eğer yüzeye çıkmazsam neler olacağını biliyorum.

...Kurtar bizi....

Erkek ve kadın sesleri bunlar.Nihayet duyabiliyorum.Birilerinin varlığını hissediyorum.Biri elimden tutuyor.Nehrin akış yönünün tersine sürükleniyorum.Başım sert bir yere çarpıyor, oraya tutunuyorum.Ben tutunur tutununmaz el beni bırakıyor.Bir siyah sandık.Nehrin yüzeyinde gördüğüm elin içeriye kaydığını görüyorum.Hayır, girme içine, öleceksin.Dur! Açmaya çalışırken kuvvetli bir el belimden kavrayıp yüzeye doğru çekiyor. Durun!Sandığı açmam gerek! Ne yapıyorsunuz!Hayırrr...

....................................
Sertçe çimlere sırt üstü yatırılıyorum.Biri zorla ağzımı açmaya çalışıyor.Ağzımdan su geliyor, yere tükürüyorum.

-Tamam.Nefes alıyor.
-Açılın...Uzaklaşın!
-Bayan? Gözlerinizi açabilirsiniz.

Açıyorum.Nehrin kenarındayım.aşırı koyu tenli bir adam bana bakıyor.Üstübaşı ıslak olduğu için az önce nehre atlayıp beni çekenin o olduğunu anlıyorum.

-Nehre düştünüz bayan.İyi misiniz?
-Evet...İyiyim.Teşekkür ederim.

...Hatırla...

Yanımdan ayrılmak isteyen adamın kolunu tutyorum.Hatırladım.Sandığı...

-Dinleyin.Nehrin dibinde bir şey gördüm.Bir sandık.Şu civarlarda.Bir kız yüzerek içine girdi.Lütfen kurtarın onu da.

Adam garip bir ifadeyle bana bakıyor.Yanına gelen arkadaşı bir şey fısıldıyor ona.

-Beni duyuyor musun? Dipte, şu anda! Boğuluyor olmalı!Lütfen acele edin.

Yeni gelen adam garipçe bakıyor.Kurtarıcım ise kafasını hafifçe iki yana sallıyor.
-Sanırım oksijensiz kalan beynin yarattığı görüntüler.

Ayağa kalkmaya çalışıyorum, başım döndüğü için kıç üstü geri oturuyorum.
-Oksijensiz kalıp kalmamam umurumda değil.Aşağıya kahrolası bir adam gönderin ve bakın diyorum.Eğer biri ölürse onu kurtarmadığınız için sizi dava ederim! Göz göre göre ölümün cezasını hayal bile edemezsiniz.
-Tamam bayan.Sakin olun.Kurtarma ekipleri yoldalar zaten.Onlar gelmeden ben size yardım etmiştim.Eminim gerekeni yaparlar.

Bir kaç dakikaya ekipler sahiden de geliyorlar.Sırtımda bir battaniye ile nehir kenarında bekliyorum.Israrım üzerine, gönlümü hoş tutmak için dibe adam gönderiyorlar.Beni kurtaran koyu renkli adam ise yanımda durmuş, kolları belinde suya bakıyor.Oradan bir şey çıkmayacağına adı kadar emin.Bir kaç dakika önce suya giren adamın aniden sudan fırlayıp el kol hareketleri yapması üzerine kendine olan bu güveninin sarsıldığını görmek çok eğlenceli.Bir kaç adam yardıma koşuyor.Sudaki adama bir zincir atıyorlar.Aradan geçen iki dakika bana sonsuzmuş gibi geliyor.Suya bakmaya gerek görmüyorum.Yanımda duran adamın nefesini tutmasından anlıyorum.İki adam kıyıya sert bir şey bırakıyorlar.Büyük bir sandık bu!Adamla göz göze geliyoruz.

-Şimdi inanıyorsun değil mi?
Adamın gözleri irileşiyor.
-Demin içine bir kızın yüzdüğünü gördünüz ama.Öyleyse....
Beni kenara itip, sandığı açmaya çalışıyor.Artık sesleri duymuyorum.çünkü hatırladım.artık biliyorum......

********************************
Karanlık bir ev.Evin içinde minik bir yatak odası.Aynalı büyük bir gardırop, onun önünde büyükçe bir yatak.Yatağın üstüne bağdaş kurup oturmuş bir kız.Elinde bir gazete.Bu iki gün önce nehre düşen kız.Kirli sarı saçları ve gri gözleri var.Çevresine dikkat etmiyor, tüm ilgisini elinde tuttuğu gazeteye vermiş.



Korkunç Cinayet!

Öldürülüp, bir sandığın içine atılan, sonra da nehre bırakılan bu sandığın içinden çıkan iki ceset hala gizemini korumaya devam ediyor.Biri erkek, biri de kadın olduğu belirlenen bu iki kişinin kimlikleri gizemlerini korumaya devam ediyor.Şu ana kadar kayıp ilanlarından bir şey elde edemeyen polis.....


Kız gerisini okumuyor, gazeteyi kıvırıp bir kenara atıyor.Ve aynaya bakıyor.Gülümsüyor.Karşılık olarak iki yüz de ona gülümsüyorlar. Biri siyah saçlı bir kadın üzerindeki siyah kazak hala göze çarpıyor.Ve diğeri de sarı saçlı bir adam.Kız yataktan kalkıp aynaya yaklaşıyor.

-...Siz de hatırlayın....zamanı geldiğinde....şimdi....bana diğer yeri söyleyin.

Zoraki gülümseyen iki siluetin yüzlerini korku kaplıyor.Sarışın kız eliyle görünmez bir ipi çekermişçesine havada bir hareket yapıyor, aynadaki görüntüler sarsılıyor.Belli belirsiz kafalarını oynatıyorlar.Ve dışarısını işaret ediyorlar.Sarışın kızın yüzüne hiç de masum olmayan bir gülümseme yerleşiyor.

-Güzel....

Ve kız, elinde tutsak olarak bulundurduğu ruhlara, başkalarını da katmak için harekete geçiyor.

**********************************
Demek ki kimlerden yardım istediğimiz çok önemli.Caelo~


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

2 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: DARTHVADER2000 | Tarih: 2008-12-28 19:54:04
    Konu: selam
    gölgeler ve sırlar sanatını hayat felsefesi olarak benimsemiş birine bu yola mütevazi olarakta baskoymuş biri olarak şunu diyebilirim.sevgili caleo yazıların çok güzel.keyifle okuyorum.umarım yolun açık,yazıların devamlı kaleminse kılıçtan keskin olur.
    güç seninle olsun.

    Bağlantı »

  2. Yazan: DARTHVADER2000 | Tarih: 2008-12-22 00:09:30
    Konu: SELAM
    Uzun zaman sonra aramıza tekrar hoşgeldin diyorum.Özlettin kendini.Bizim gibilerin sayısının hergeçen gün azaldığı bu çorak topraklarda eksikliğin hissediliyor.Yazın çok güzel.Lovencraftın öykülerini hatırlattı bana.Tarzın klasik gotik-korkuya dönüyor galiba.Keyifle okudum.Devamını bekliyorum.Kolay gelsin.
    Karanlık seninle olsun.

    Bağlantı »