« Önceki | Sonraki »

Perşembe, Aralık 4, 2008

Sekizinci Bölüm ~ Hayat Yolunu Buluyor...

Raptor yumurtalarını bulduklarında Dr. Grant'ın dediği cümle.Aslında Malcolm'un cümlesi ve bilimadamlarının, sadece dişilerden oluşmuş dinozır guruplarının üreyemeyeceği yönündeki inançlı konuşmalarına kafasını sallamış ve eklemişti "Ben size onlar ürer demedim ki? Sadece hayat bir şekilde yolunu bulur.Diyeceğim o kadar."

Aslında merak edenler için açıklayayım.Sahiden tümü dişi olan dinozorlar üredi mi? Malcolm'un bahsettiği kaso şeysi bu kadar mı kuvvetli de bunun olacağını öngördü? Dinozorların genetik kodlamalarını oluştururken arada eksik kalan parçaları kurbağa DNA'sından tamamlamışlardı.Bazı afrika kurbağalarının kendiliğinden cinsiyet değiştirdikleri bilinen bir gerçek.Eh, cinsiyet değiştirebilen bir yaratıktan dinozor yaratırsan onun da değiştirmesi kaçınılmazdı zaten!Sadece bilim adamlarının bunu düşünememiş olmaları oldukça garip bir durum.

Asansör sarsıntıyla durdu.Burada bir sürü değirmene benzer direkler görüyorum.Amaç da aynı zaten, rüzgar enerjisinden elektrik oluşturmak.Devasa bir yer.Minik binaları es geçip en sonda birbirine üst kattan büyük bir boru ile bağlanmış iki binaya yürüyorum.Ne yazık ki kapılardaki güvenlik sistemi halen çalışmakta.Üstteki boruya bakıyorum.Acaba oraya tırmanıp, binanın tepesinden bir yerden girmeyi deneyebilir miyim?  Demir parmaklıklı pencerelerden baktığım zaman tavandaki camlı yapıyı görebiliyorum.Zıplayarak boruyu tutuyorum.Kendimi iyice yukaruya çekiyorum.Borunun üstündeyim.Oradan binanın tepesine atlıyorum.İşte cam orada.Büyük silahımla cama sertçe vuruyorum.Darbeye dayanamayan eski cam tuza buz oluyor.İçeriye giriyorum.İşte orada.

İmdat çağrısını aktif hale hetirmek için basın!

Gözüm başka bir şeyi görmüyor.Direk bıtonun üstüne atlıyorum ve bu seferkinin tepy sesi olmamasını umut ediyorum.

-Uhm...Merha...Merhaba? Kimse var mı? Yardıma ihtiyacım var.
-Burası amerike birleşik devletleri donanması özel kanalı.Ben Roger.Kimliğinizi onaylayın ya da yerinizi bildirin.
-Yani evet! Evet, ben buradayım!B Bölgesindeyim. Site B!
-Evet, tabii, bu çağrıyı çok defa aldık biz.Dinleyin, lütfen kanalınızın ayarlarını doğru...
-Hayır, durun şaka yapmıyorum.Site B'deyim.Dinozorların tam ortasındayım.
-Sakin olun, sizin yerinizi araştırıyoruz şimdi, bu frekansın geldiği yeri buşursak bu ahlaksızlığa bir son verebi- Ah, efendim! Mt.Watson'un zirvesinden geliyor bu sinyal.Hanfendi özür dileriz, dayanın biraz daha.Tehlikede misiniz?
-(yok, raptorlar, T-Rexler ve bilumum tehlke arasında herkes kadar güvendiyim-_-) İyim ben, iyiyim, sadece kurtarın beni buradan!
-Yerinizi koruyun.Yakınlarda bir yerde bir alanımız var.Oraya helikopter yollayacağız.
-Teşekkürler....Yani Roger.Bu...sonunda bitti ve ben de bittim.

"Bu adaya yerleştikten kısa süre sonra zirveye bir uydu alıcı-vericisi kurmaya karar verdik.Oraya helikopterle gittik.(ah tabi ya ben nasıl düşünemedim! Neden o kadar yürüdüm ki!)Genç teknisyenler bu rüzgar değirmenlerini yapmakta fazla aceleciydiler."

Yukarıda kenarlarında kırmızı ışıklar yanan bir alan var.Orasının helikopter iniş sahası olduğunu düşünüyorum.Merdivenlerden tırmanarak kah zirvenin tepelerinde dolanarak kah tırmanarak o yere ulaşmaya çalışıyorum.Oldukça fazla merdiven var, iyi ki varlar onlar olmasa çıkmayacağım kadar dik kayalıkların üstünden geçebildim.Çok paslanmış da olsalar yine de işimi görüyorlar.

"Eğer başarılı olmuş olsaydık, InGen teknolojisi tarihteki yerini alırdı.zamanın yaşam üzerindeki gücünğ çalmayı planlıyorduk, bu güç bastırma ve ortadan kaldırma gücüydü.Bu bütün yaşamlarımızı değiştirebilirdi, ve bu tamamen atom bombası gibi geriye döndürülemez bir durumdu."

Atom bombası güzel bir benzetme oldu.Yani her şeyi kontrol etmiş olsaydınız, tüm zaferleri elinizde tutarken dünyanın tarihi sizin etrafınızda dönecekti, atom bombasının icadından da büyük, artık insanlar zaman meydan okuyabviliyorlar.O zaman söyler misin John, dinozorlar yok olmasaydı insanları yaşayabilir miydi? Şimdi hiç birbirleriyle en ufak teması olmamış yaratıkları, insanlar ile dinozorları karşı karşıya getirdiğinde, birbirlerine nasıl davranacaklarını bile bilemedin! Fakat sonucu bir çocuk bile söyleyebilrdi!Bir kere iş yapıldığında geri dönüşü olmuyor.Sen yaptığınla kalıyorsun, bundan sonra yaşanacak felaktleri ise dünyanın geri kalanı ödüyor.Söylesene böyle bir güç elde etme tutkusu uğruna bunu yapmak gerekli miydi?Neden sıradan bir park açmadın ki? Neden paranı daha iyi işlere harcamadın ki? Seni çılgın ihtiyar, aslında seni sandığından daha iyi anlıyorum.Şu kadarını söyleyeyim, pek iyi olmasa da tarih senden bahsedecek.Bir şekilde amaçlarına ulaştın.Zamanı ters yüz ettin.

"O son gün diğerlerinden ayrıldım.Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım vardı.Helikopterler yaklaştıkça ormandaki ağaçların rüzgarın etkisiyle ikiye ayrılışlarını izledim, ve gördüm ki, vahşi, ve ilkel çağ gözlerimizin önünde yeniden başlamıştı."

Bu John'un bana son sözleri oldu.anladım ki yaptığından pişman değil.Ben de olmasını istemiyorum.İkimizinde bu konuda farklı görüşleri vardı.O hayallerinin peşinden giden bir zengin adamdı.Her şeyi iyi niyetle yapmıştı.Tüm o çevresindeki yatırımcılarla başka türlü gözükmesine karşın, amacı çocukların eğlenebileceği bir park yapmaktı.Ve gerçekten de Malcolm'un orada olup bana akıl vermesini isterdim.

-Düşünsene Ian, uzay çağındayız ve bu dünyanın bir yerinde birileri ilk çağa başlıyor.Sence ilk insan da ortaya çıkar mı? O kadar bekleyebilir miyiz?Yoksa yeniden bir göktaşının düşmesini mi beklemeliyiz?

En tepeye varıyorum artık çıkacak başka yer kalmadı.Helikopter sahası hemen çitlerin altımda.Gözlerime inanamıyorum.Sonunda başardım.Çitiün üzerinden aşmak için orada birikmiş koca sandıklara tırmanıyorum.sonra tek yapmam gerek aşağıya inmek ve-

-AHHHH!

Sırtımdan sertçe çekiliyorum.Sırt çantamın yırtılma sesi ve vahşi hırıltılar beynimi kaplamış durumda.Hayır olamaz!! Tam da işin sonuna gelmişken bana bunu yapamazsın!Raptor arkamda olmak üzere yere düşüyoruz.Kolum yaralnıyor.Bir anlık şaşkınlıktan yararlanarak ayağa kalkıyorum.Elimi sırtıma götürüp silahımı arıyorum.Düşmüş!Raptor ayağa kalkıp bana sarı gözleriyle bakıyor.Sanki beni anlıyormuş gibi gözlerimin taa içine bakıyor.Ve sonra pençelerini eğip aldırı pozisyonu alıp, sıçrıyor.Bundan sopnra ne yaptığımı ben bile hatırlayamıyorum.Helikoptere gelen kurtarma ekibinin bana anlattıklarını size aktarıcam.

Raptorun üzerime geldiklerini görünce ekip paniğe kapılıp ateş etmeye çalışmış ama çok uzakmışız.Ben de yerde duran uzun demir sopayı alıp üzerime gelen raprora doğrultuyorum.Sıçarayn raptoru, hayvanın kendi hızından yararlanarak geriye fırlatıyorum ve ÇAT! Raptor tek bir kere tellere değiyor ve anında kızarıyor. Ve son...Gelen ekip tarafından sedyeye alınıp helikoptere taşınıyorum.Bana oksijen maskesi ve serum takıyorlar.Doğru düzgün beslenememiş vücudumu eski gücüne kavuşturmak istiyorlar ama bu bir kaç hafftada mümkün olmayacak, biliyorum.Brontosaurus'ların uzun boyunlarını ve çıkardıkları zarif sesleri duyabiliyorum.T-Rex'in kalp oynatıcı korkunç sesini günlerce kulaklarımdan silemeyeceğim.Ve kan içinde kalmış avuçlarımı arasında bir yadigarla eve dönüyorum.Benim kabuslarımın biricik sebeplerinden birisi.Ve sonsuza kadar unutmayacağım....Ve John.Seninle vedalaşamadım bile.Biliyorsun.Fakat sen bana o sesinle epeyce yardımcı oldun, benim kurtulmama sebeb sensin.Bu yüzden şimdi ödeşmiş olduk, ha? Elveda eski dostum, umarım bir gün karşılaşmayız.Helkopter kalkarken bana çitlerin oradan durup el sallıyor.Ben de gülümsüyorum.Bir an sonra çevremdeki dünya kararıyor ve kendimi derin bir boşlukta buluyorum.

********************************


Hastaneden çıktıktan sonra, yaklaşık üç ay sonra...
Nihayet evime geldim.Adada geçirdiğim yorucu günler dşında hastanede 75 gün geçirdim.Komaya girdim, çıktım.Çeşitli ameliyatlar geçirdim.Adadan kaptığım bir çok virüsün etkisinde karantinalarda kaldım.Ve işte sonunda dışardayım.

(Anne'ın evi.Girişe bıraktığı notu alıp okuyor, yüzünde bir gülümsemeyle.Zarflar ayağının altında bir yığın olmuş durumdalar.Onları spnra okuyacak.Telefonun yanına gidiyor.Yüzlerce mesaj telefonuna yığılmış durumda.Hatta hala mesajlar gelmeye devm ediyor.Anne, elindeki nesneyi telefonun yanına fırlatıp kendini koltuğa atıyor.Şimdilik bir şeyle ilgilenmesine gerek yok.Nasısa epeydir yoktu bir kaç saat daha olmayabilrdi!!Gözlerini raptor pençesine dikiyor.Bu ona son öldürdüğü raptordan miras kaldı.Geçmişini asla unutmamasını sağlayacak bir nesne, sanki tersi mümkünmüş gibi....)

Birikmiş gezatelerden birinin başlığına göz atıveriyorum.Bu...ama bu John Hammond! Bugün onun ölüm yıldönümü.İyi de n zaman öldü ki?  Geçen sene kadar önce...Hemen telefona sarılıp Ingenle teması olan birileirne ulaşmaya çalışıyorum.Bu kişi InGen'in şu andaki yönetim kurulu üyesi.Rezil bir avukat gibi konuşuyor.Ona John'un bana anlattığı şeyleri soruyorum.Avukatlar, şirketinin elinden alınması ve diğer bir sürü teknik arıza.Kim olduğumu bildiği için tüm sorularımı cevaplıyor.Adam konuşmasına devam ediyor, ben dinlemiyorum.John'un anlattığı her şey doğruymuş..Daha doğrusu geçmişten gelen sesi...yoksa değil mi? En son beş sene önce konuştuğum bir adamın bana geçen sene yaşanmış olayları anlatması...nasıl desem biraz ürkütücü sanki! Yani benim eski anıları çağrıştırarak hatırlayabileceğim bir durum söz konusu değil.John....yoksa sen?

***********************
 ~SON ~


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır